Ömer Talha Demirci

Ömer Talha Demirci
@Blacksmith44
İstanbul Tıp Fakültesi // ITU CENG
63 okur puanı
Haziran 2020 tarihinde katıldı
Bir hedef, bir arzuyla yanıp tutuşmak ölümü yirmi yıl boyunca uzak tutabilecek kadar güçlüdür.
Sayfa 246·Kitabı okudu
1000Kitap
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kierkagaard'a göre dinin özü akla aykırıdır; eğer o akla uygun olsaydı, herkes onu kabul eder ve imanın özel bir değeri olmazdı. Kierkagaard'ın bu çok özel veya kendine özgü görüşünü kabul etmek zorunda değilsek de imanın, özü itibariyle bilgiden farklı bir şey olduğunu kabul etmemizde yarar vardır.
Sayfa 298·Kitabı okudu
Din
Schiller'in Sanat görüşü
Sanat, sadece ve sadece bir oyundur, bir oyun kadar fayda-dışı, bir oyun kadar ahlak-dışı, bir oyun kadar saf ve bir oyun kadar neşe verici olan insaní bir etkinliktir. Öte yandan, insan ancak sanat aracılığıyla tam olarak insan olur ve gerek duyusal ihtiyaçların, gerekse akılsal zorunluluğun alanından kaçarak gerçek anlamda özgür olur.
Sayfa 292·Kitabı okudu
Kültür-Sanat
Tanrı, hukukta, şüphesiz, üçüncü taraftan istenen temel niteliğe, yani fiilinin karşı konulmaz olmasının zorunluluğu niteliğine başka herkesten daha fazla sahiptir ve bundan dolayı, hukukta üçüncü taraf olan devlet çoğu zaman tanrılaştırılmıştır. Ama bu benzerlik, devleti, Tanrıya özdeş kılmaya veya hukukun kendine özgülüğünü inkar etmeye götüremez. Çünkü dinin veya teolojik amacın toplumsal gerçekle bir ilişkisi yoktur. Hukukta adaleti gerçekleştirmenin ve kurala itaat ettirmenin ereği, bireysel özgürlüğü ve toplumsal barışı veya toplumsal barış içinde bireyin özgürluğünü (veya hakların) güvence altuna almaktır. Oysa dinde, onların ereği, ruhun kurtuluşudur. Böylece, dinde adalet, tanrısal iyilik ve tanrısal sevgiyle karışır. Ama hukukta adaletin ve kuralın ereğinin bunlarla bir ilgisi yoktur.
Sayfa 257·Kitabı okudu
Hukuk
Hukuka neden din katılmamalı?
Hukuk, insanlarla insanlar arasındaki ilişkileri konu alır. Oysa dini hukukta, insanların birbirleriyle ilişkileri, onların, aynı zamanda veya esas olarak Tanrı'yla ilişkileri olarak görülür. Böylece, hukukun, bu ilişkilerde herhangi bir çıkarı olmayan, tarafsız ve fiilinin karşı konulmaz olması gereken bir merciin, üçüncü tarafin miüdahalesini gerektirmesine karşılık, dini hukukta Tanrı bir taraftır, iki kişi arasındaki toplumsal ilişkinin tarafsız olmayan bir tarafıdır. Bu ise, hukukun, artık, bir konusunun olmaması demektir. Çünkü adaletin önüne çıkarılan iki insanın karşılıklı ilişkilerine ek veya esas olarak tanrısal bir varlıkla ilişki içinde oldukları düşünüldüğünde ortada, artık, hukuki bir durum söz konusu değildir. Onların böyle bir durumda içinde bulundukları durum hukuki değil, dinsel bir durumdur. Çünkü Tanrı'yla ilişki dinsel bir ilişkidir ve çünkü dinsel bir durum, bireyin Tanrı ' yla yalız başına kaldığı durumdur.
Sayfa 257·Kitabı okudu
Hukuk