Gelelim dindarlığa (huşû'). Alemi yaratan bir Tanrı olduğunu, bütün işleri idare ve kontrol eden ilahí varliklar bulunduğunu söylemek, Tanrı' yıve ilahî varlıkları yüceltmek
(ta'zim), onlara dua (sala) etmek, onları tespih ve takdis etmek, insanın bu tür şeyleri yaptığı, bu dünyada hayatta
peşinden koşulan nimetleri terk ettiği ve bu yolda sebat ettiği takdirde ölümden sonra elde edeceği büyük nimetlerle
mükâfatlandırılacağına, bu şeyleri yapmadığı, bu dünyanın nimetlerini tercih ettiği takdirde ölümden sonra cezalandırılacağına, başına gelecek büyük bedbahthıklarla karşılaşacağına inanmak, bütün bunlar, insanlar tarafından insanlara
karşı kullanılan hile, aldatma ve sahtekârlıklardan başka bir şey değildir. Çünkü bunlar, bu nimetleri korkmadan, açıkça
dövüşerek zorla elde etmekten aciz olan insanlar tarafından uydurulmuş hile ve aldatmalar, fizik güçleri ve silahlarıyla
açıkça ve kimsenin yardımını istemeden mücadele etme gücüne sahip olmayan kimseler tarafından kullanılan tuzaklardır. Onların bu fikirleri ve tuzaklar, diğerlerini korkutmak, onlara boyun eğdirmek içindir. Bundan da asıl amaçları, [o korkutmayı ve boyun eğdirmeyi hedefledikleri] diğerlerinin
bu nimetlerin tümünü veya bir kısmnı bırakmaları; böylece açıkça savaşarak ve zorla elde etmek için yeterli güce sahip olmayan kendilerinin de onların bıraktığı bu nimetleri ele geçirmektir. Gerçekten bu şeyleri arzu eden kişinin, aslında
yanlış olarak onların peşinden koșmadığı zannedilir, onun
hakkinda iyi şeyler düşünülür, ona karşı tedbir alınmaz, ondan korkulmaz, kimse onu itham etmez. Tersine, onun
maksadı gizli kalır ve hayat tarzı ilahî bir hayat tarzı olarak nitelendirilir. Onun dış görünüşü, bütün bu nimetleri kendisi için istemeyen bir insanın görünüşüdür. Bu, onun itibar ve
saygı görmesinin ve diğer