İnsanın iç sorunlarında olağanın sınırları sandığımız kadar dar değildir: Onu darlaştıran güçsüzlüğümüz, ahlaksızlıklarımız, kör inançlarımızdır. Alçak ruhlu insanlar büyük adamlara inanmazlar: Aşağılık köleler özgürlük sözüne gülerler.
Genç hükümdarlara saltanat sanatını öğretmek, denildiğine göre, hayli ter döktürmüş
insana: Bu eğitimden de pek yararlandıkları olmuyor galiba.
Onlara boyun eğme sanatını öğretmekle işe başlansa daha iyi olur bence. Tarihin onurla andığı en büyük krallar hiç de
boyun eğdirmek için yetiştirilmiş değiller. Bu öyle bir sanattır ki, insan öğrendiği ölçüde ona daha az sahip olur; boyun eğdirmekten çok, boyun eğmekle daha iyi elde eder onu.
Zira neyin iyi neyin kötü olduğunu anlamanın en faydalı ve en kısa yolu, başka bir kralın yönetimi altındayken neyi isteyip istemeyeceğini düşünmendir.
Bir tek adamın yönettiği hükümetin en ağır basan sakıncası, devlet gücünün durmadan el değiştirmesidir; oysa bu,
öbür iki yönetim biçiminde arasız bir bağlantı kurar. Bir kral öldü mü, yerine bir başkasının geçmesi gerekir; seçimler tehlikeli aralıklara yol açar, aralıklarsa fırtınalı geçer. Yurttaşlar,
bu yönetimde pek bulunmayan çıkarsızlık ve dürüstlükten
yoksunsalar, işin içine entrikalar, baştan çıkarmalar karışır.