Direkt seri için yorum yazacağım.
*spoiler var.*
Animenin ilk sezonunu beğendiğimden ve 2.sezonun sevilmediğini duyduğum için mangasını okumaya başlamıştım. Yetimhane'den kaçmalarının olduğu kısımlar güzeldi. Goldy Pond'a kadar olan kısım da güzeldi. Goldy Pond biraz yetersizdi. Gelen karakterlerin bazıları gerçekten gereksiz. Norman ile tekrar buluşana kadar iyiydi.
Taa ki... ondan sonrasına kadar. Aceleye getirilmiş, eksik, tatmin etmeyen, mantıksız düşüncelere dayalı yerler başlıyor. Tamam öyle yerler önce de vardı ama bu kadar belli etmiyordu kendini.
Bir sürü eksik yer var:
Neden çocukların HEPSİ Emma ne derse ona hak veriyor?
Emma neden bu kadar saflaştı?
Ray neden bu kadar arka planda kaldı?
Norman'ın gittiği çiftlikte yaşadıkları neden anlatılmadı?
O deney yapılan çiftlikte olanlara neden fazla değinilmedi?
Neden birisi öldüğünde karakterlerin hepsi bunu çabucak atlatıyor?
Zeki olabilirler ama aşırı kısa sürede bir şeyi anlamaları mantıksız değil mi?
("A-" diyorsun hemen "bu böyle olduğu için öyle oldu, bunlar da bundan böyle. Değil mi?" diyorlar yani)
Neden manga kendini en iyi sonla bitirmek yerine saçma bir şekilde en mutlu sonla bitirmeye çalışıyor?
İnsan dünyası neden hiç düzgün anlatılmadı?
Neden Emma hafızasını kaybedince bunu birkaç bölüm ile anlatıp geçtiler? (Ona bakan yaşlı amca ile olan geçen zamanını, adamın geçmişini vs hiç yazmadılar. Sadece "place holder" gibi bir şeydi.)
Eskiden kütüphaneden görüp merak ettiğim ve okuduğum bir kitaptı. İlk başta mantıklı ve normal gelmişti. Dinle birlikte sağlık konusunda bilgi veren bir kitap. İçinde yazan bazı hadisler de yalanmış diye öğrendim. Bir iki kişinin demesiyle yalan olduğu kanıtlanmaz ama artık bunu diyenin sayısı "bir iki" kişiyi geçince insan bir şüpheleniyor. Ben bir tane hadisi araştırmıştım ama bulamamıştım. Belki de çevirisinden dolayıdır diye düşünmüştüm.
İçindeki bazı öneriler gerçekten insanı ölüme bile sürükleyebilir. Doktorlar boşu boşuna o kadar yıl okuyup ilaç yazmaz, ameliyat vermez. İlaçların kullanım miktarını doktor belirler, hemen bırakılamaz ya da bazıları o ilaçları kullanmadan yaşayamaz. Su orucu gibi şeyleri doktorlara danışmanız lazım ilk önce. İnsan kendi öğrendiği o bilgiyle hareket etmemeli. Herkesin kan değeri, kilosu, boyu, hastalıkları farklıdır. Sırf birisi "Bu işe yarar." dediği için denemeyin. Kendinizi hastanelik edersiniz.
En iyisi insanın kendisinin araştırması, doktora danışması ve bu tür kitaplara hemen inanmamasıdır. Doktorunuz size bir şey yapın veya yapmayın dediyse bir bildiği vardır. Bu tür kitaplara hemen inanıp da hastanelik etmeyin kendinizi. Bazı pişmanlıkların geri dönüşü olmaz.
(Altay Cem Meriç'in videosu ve videosuna yazılan yorumlardan bilgi edinebilirsiniz. İnanıp inanmamak kişiye kalmış bir şey ama bence siz yine de hemen inanmayın.)
Gerçek TıpAidin Salih · Yitik Şifa Yayınları · 20172,399 okunma
Şahsen bir kitap hakkında ne düşünüyorsak o puanı vermemiz gerektiğini düşünüyorum. Bazıları bir yazarı, kitap serisini vb. sevdiği için 6 puanlık kitaba puanı düşmesin diye ya 10 puan veriyor ya da puan vermiyor. Garip bir durum. Neden yapıyorlar ki?
Bir kitap kötüyse bile 8 puanı görünce insan "Herhalde fena değildir." diye düşünüyor. Kütüphanede olmayan kitapları satın alıp okuyunca ve kitap beklenildiği gibi iyi çıkmayınca insanın parası da hevesi de boşa gidiyor.
En iyisi puana göre kitap seçmemek sanırım.
Sizce?
Sadece bu uygulamada bile hırsa kapıldığımı ve de benim gibi kapılanların olduğunu düşünüyorum. Başkalarına zarar veren bir şey değil ama insanın kendisine zarar veriyor.
Bunun gibi birçok uygulamada hesaplarım olmuştu. Bir müddetten sonra o "okunan kitap sayısı"nı kitap okumak istediğim için değil, sayının artışını görünce hissettiğim o tatmin duygusu ile arttırmak istiyordum. Kitaplardan zevk almamı engelliyordu. Bu yüzden artık direkt yıl içinde okuduğum kitapları eklememeye başladım.
İyi de geldi. Kitap okumanın benim için bir yarışa dönüşmesini istemiyordum. Bazen bazı şeyleri kendim için yarışa dönüştürebiliyorum istemeden. Hırslı birisiyim sanırım. (Azimli olmayı isterdim. Hırs ile azim farklı şeyler sonuçta.)
Sanki zihnim "daha iyisin ondan" demem için bir şeyleri kullanıyor gibiydi. Bu instagramda beğeni sayısı olabilir, youtube'da abone sayısı veya burada okunan kitap sayısı. Hepsi sayılarla alakalı. Ben de sayıyı arttırmamaya karar verdim.
Her yıl sayının aynı kalması bana iyi geldi. Önemli olan sayının artıp azalması veya ne kadar hızlı, fazla kitap okuduğumuz değil sonuçta. Önemli olan sevdiğimiz şeyleri insanlarla paylaşabilmek ve bize edebi olsun olmasın bir şeyler ekleyebilmesidir. Saçma sapan bir kitap olsa bile, eğlenmemiz ve bize iyi vakit geçirtmesi yeterdir.
Bunu insan erken de anlayabiliyor, geç de. Ben geç anladım biraz sanırım. Okul hayatımın 14 yılı hırsla geçti sonuçta. Umarım en azından hayatımın geri kalanını hırs yerine azimli bir şekilde geçirebilirim.
Bunu öylesine paylaşmak istedim :)
Bu konu hakkında fikirleriniz olursa paylaşabilirsiniz, farklı fikirleri paylaşmak güzel olur.
(Ya da kitap önerebilirsiniz. 😁)