Bu inceleme tamamen duygu odaklı olacak, baştan uyarımı yapayım. Bir serinin daha sonuna geldik ama nasıl bir son… Normalde seri kitaplarını art arda okuyamayan bir insanım, kitaplar arasına baya süre koyarım ve bu devam etme hevesimi söndürür. Ama bu seriyi bitirmekte kararlıydım ve başardım da.
İlk kitap tam bir hayal kırıklığıydı. Kitabın havasını sevmeme rağmen rsde oldugumdan dolayı sürüne sürüne okumuştum, ilk kitabın incelemesi var bi göz atabilirsiniz.
Aslında ilk kitabı atlatınca devam kitaplar bir şekilde akıyor. İkinci kitaba bir şans vereyim dedim ve aktı gitti, bir bakmışım üçüncü kitap elimde ve okumaya başlamışım. Eğer birinci kitabı okuyup hiç beğenmediyseniz ikinci kitabı okumanızı kesinlikle öneririm, bu seri sırf nikolai için bile okunur. (Ben nikolai için okudum…)
Seri hakkında diyecek o kadar çok şeyim var ki nereden başlayacağımı bilemiyorum. Bardugo’nun oldukça sıradışı bir yazım dili var. Kitabı elinize alıp okumaya başladığınızda fena akıyor ama elinizden bıraktınız mı kitabı elinize alasınız gelmiyor bir daha. Bu yüzden de bence kitapları tam maratonluk, bir oturuşta bitirilmeli. Ayrıca söylemeliyim ki birinci kitapta yazım dili çok amatörken ikinci kitapta gelişme gösteriyor ve üçüncü kitapta oldukça güzel bir hâl alıyor.
Seri hakkında sevdiğim bir kaç şeyden bahsedeceğim.
1.Karakter çeşitliliği: ben kitapların bir-iki kişi odaklı olmasını sevmiyorum. Bir grup olsun biz de grubu okuyalım istiyorum, kitapta ne kadar çok karakter varsa benim için o kadar iyidir. Karakter çeşitliliğini okumayı çok seviyorum.
2.Bunu nasıl söyleyebilirim bilmiyorum. Fantastik adının hakkını verecek kadar vahşet olması. Ben fantastik okuyorsam vahşi ölümler okumalıyım, yumuşatılmış veya basit ölümler değil. Yaratıcı olsun, vahşi olsun, rahatsız edici olsun. Ve