Bu romanla tabi ki oynadığımız oyun sayesinde tanıştık. Sapkowski'nin dünyası son derece eğlenceli, son derece güzel yazılmış, bol bol gülebildiğimiz bir dünya. Canavar avcısı witcher bizi hikâyeden hikâyeye bu dünyada dolaştırırken insan olmakla insan olamamak arasında kalmış nice canavarın dünyasından bakarak, kötülükle iyilik arasında gelip giden karakterlerle bir bakıma lanetlenmiş, kötülüğe bulaşmış, yolunu şaşırmış, kaybolmuş insanların öyküsünü anlatıyor. Yazarın dili kesinlikle çok eğlenceli. en güzeli ise karakterlerimiz renkli, ilgi çekici ve komik olmuş. Farklı bir dünyanın içine girmek ve orada kaybolmak istiyorsanız okuyun derim.
Oğuz Atay'ın ikinci romanıdır. Bu kitapta yeraltından notlar etkisi görmek mümkündür, hatta Hikmet'in ha-ha şeklinde ki gülüşü bile mevcuttur.
Karakterler, olaylar, iç dünya öyle çok iyi anlatılmış ki (yazım tekniği başta çok karışık gelse de sonra alışıyorsun) romanda kendini buluyorsun. Böyle eserlerini okudukça çok erken öldüğünü fark ediyorsun. Nur içinde yat OĞUZ ATAY!
Kumardan çok çekmiş bir yazarın kendi psikolojisiyle bağdaştırıp aceleyle yazarak çok kısa zamanda yazmış. Söylentilere göre kumar borcunu ödemek için kaleme almıştır. Kitabı okuduktan sonra gerçek mi değil mi düşünmemek elde değil.
Ayrıca kitabın son bölümü acele sebebiyle kısa kesilmeye çalışıldığı gözden kaçmıyor. Ama yine de ruh betimlemeleri mükemmel. Okunulası ve önerilesi bir kitap.
Dostoyevski'nin kim bilir belki de ağlayarak yaşadıklarını güldürürmüşçesine anlattığı, derin duygularını anlamayanların gülerek okuduğu fakat hissedenlerin hüzünlenerek psikolojisini bozma seviyesine getirmiştir. Bir başka yazarda bir benzerine dahi rastlayamadığım ve rastlayamayacağım eseridir.
Akıcı, ara ara güldüren, bazen hüzünlendiren ve Hemingway tadı veren bir kitaptır.
Dışlanmışlar, kaybedenler ve kaybetmeye mahkum olanların kendinden bir parça bulacağından emin olabilirsiniz.