Bojack Samsa

Bojack Samsa
@Bojack_jack
Tutunamayanlardan olmak çok fena Ben bir kese kağıdına dümdüz yazıldım
HAYAT BİLGİSİ/3
“O kadın bir sinir hastası oğlum!” Çok şaşırmıştım. Annemin bunu fark edecek kadar öğretmenimle konuşmadığını çok iyi biliyordum. Büyük ihtimalle çevresinden duyduğunu söylemişti ve buna sıkı inanmıştı. Ayrıca oğlunu sinir hastası birisine emanet ettiğinin fakında değildi herhâlde. Öğretmenim sınıfı çalışkanlar, çalışkanlıkla tembellik arasında gidip gelenler ve tembeller olarak üçe ayırmıştı. Çalışkanlar soba tarafında, tembeller ise rüzgâra serbest vize tanıyan pencere tarafında kalıyordu. Ben doğal olarak pencere tarafında oturuyordum. Futbol maçlarımızı bile tembeller ve çalışkanlar olarak yapar ortada oturanlar ise yalaka oluverip çalışkanları tutarlardı. Tabi ki hep biz kaybederdik. Doğanın kanunu muydu neydi bu anlamamıştım bir türlü! Bu durum hiçbir zaman çalışmam için bir hırs yaratmamıştı. Hatta aksine bir seyir izlemiştim.
Edebiyat
Reklam
HAYAT BİLGİSİ/2
Ama her gün ilk dersimin Hayat Bilgisi olması çok fenaydı. En azından benim için çok kötüydü. Yani sabahın ilk saatlerinde daha gözlerimde çapaklarım yere beton gibi çakılmamışken, öğretmenimin tokadıyla çapaklarımdan kurtuluyordum. Kabul ediyorum tembel bir öğrenci olabilirdim ama bu benim suçum değildi. Evet, her zaman güne dayakla başlamak benim için günün sabahtan bitmesi demekti. Cılız bedeniyle nasıl o kadar güçlü vurabildiğine de hep şaşırmıştım. Yüzündeki kalın çizgiler ise ne kadar yaşlı olduğunu ispatlar gibiydi. Bu yaşlı yüzün üstüne yaptığı abartılı makyaj da bizi korkutmaya yeterdi. Ama giydiği kıyafeti kendine yakıştırabilen bir kadındı. Beyazlığı saklamak için boyadığı saçlarının yapmacık kıvrımları, kendisinde dikkate değer tek yanıydı. Annemin öğretmenim hakkında söylediklerinden tek hatırladığım;
Edebiyat
HAYAT BİLGİSİ/1
En azından sabahları ilk dersin Hayat Bilgisi olmasını ben istememiştim. Artık tek bir sözün altını çizmem gerekiyordu. Daha doğrusu anlatmam gereken bir sorun vardı. Tüm sınıf arkadaşlarımın önünde konuşmaktan utanan biri olsam da, bağırmak istiyordum: “Her sabah dayak yemek hiç güzel değil kocakarı!” O zaman sabıkalı düşüncelerim firar etmeye hazır olmadığı için gene susup uslu bir köpeğe dönüşüyordum. Çocuktum. Zaten firarın ne olduğunu anlayacak kadar büyümemiştim hala.
Edebiyat
Sayısız penceren vardı bir bir kapattım Bana dönesin diye bir bir kapattım Şimdi otobüs geIir biner gideriz Dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türIüsü güç Bir eIIerin bir eIIerim yeter beIIiyeIim yetsin Seni aIdım bana ayırdım durma kendini hatırIat Durma kendini hatırIat
bıçağın olgun tarafıyla saçlarını taradım saçlarının arasında yüzleri çizili çocukları gördüm artık, köşe başlarında gazete satmıyorlar bırak, parmakların gül denize bansın sürekli ışığımızın saklı olduğu yerden çıkmayı hakkedene dek Bjs
Şiir