Fatih şıvkın

Ne olmuş yani, borcunu zamanında ödeyemezse, etini kesecek değilsin ya. Hem ne işine yarar ki bu? Balık yemi olarak kullanılır. Hiç kimseyi doyurmasa bile, intikamımı besler. Beni aşağıladı, beni yarım milyondan etti, kaybettiklerime güldü, kazancımla alay etti, halkımı hor gördü, işlerimi engelledi, dostlarımı benden uzaklaştırdı, düşmanlarımı kışkırttı. Peki, bütün bunlara sebep neydi? Ben Yahudiyim de ondan. Yahudinin gözleri yok mu? Yahudinin elleri, organları, bedeni, duyguları,sevgileri, tutkuları yok mu? Aynı yiyeceklerle beslenmiyor mu? Silahla yaralanınca aynı acıyı duymuyor mu? Aynı hastalıklara yakalanmıyor mu? Aynı ilaçlarla iyileşmiyor mu? Kışın soğuğunu, yazın sıcağını bir Hıristiyan gibi duymaz mıyız? Etimizi kesseniz bizim de kanımız akmaz mı? Gıdıklarsanız, gülmez miyiz? Bizi zehirleseniz ölmez miyiz? Bize haksızlık yaparsanız öcümüzü almayacak mıyız? Her şeydebenzediğimize göre, bunda da benzeyeceğiz elbette. Bir Yahudi, bir Hıristiyan’a haksızlık ederse, karşısında göreceği hoşgörü ne? İntikam. Bir Hıristiyan bir Yahudiye haksızlık ederse, Hıristiyan töresine göre karşılığı ne olmalı? Elbette intikam! Bunu sizlerden öğrendim, sizlere uygulayacağım. Zarar verici bir şey, ama öğrettiklerinizden daha iyisini yapacağım.(Antonio’nun bir adamı girer
Eşitlik
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!

Fatih şıvkın

, bir kitabı yarım bıraktı
Immanuel Tolstoyevski
8.4/10 · 990 okunma

Fatih şıvkın

, bir kitap okudu
8/10
·208 syf.·
2022 41. kitabı
Cemal Yıldırım
7.9/10 · 190 okunma
Çoğu zaman bir orta yol bulmak, doğru yolu bulmaktan daha önemlidir. Grev kararı tartışan bir grup işçinin başarısı, beraber hareket edebilmelerine bağlıdır. Zira yönetime karşı tek tek savaşanlar, haklı olmalarının bir faydasını göremeyeceklerdir. Kimse küçük balıkları yutmadan önce onlarla münazara yapmaz. Daha az rekabet içeren bir senaryo düşünürsek, örneğin kendilerine ev bakan bir çiftin de uzlaşabilmesi lazım. Birinin âşık olduğu diğerininse nefret ettiği bir evde oturmaktansa ikisinin de orta derecede makul bulduğu bir seçenek çok daha sağlıklı olacaktır. Bir kaplan olsaydık ne pahasına olursa olsun bildiğimizde diretirdik belki (kâr maksimizasyonu) ama sosyal bir hayvan ödün vermeli ve daha da önemlisi, diğerlerinin verdiği ödünü hesaba katmalı. Orta yol ile kendi yolumuz arasındaki mesafe çok büyük olmadığı sürece (kişisel çıkarlarımızdan fazla taviz vermiyorsak) ve bu mesafe diğer katılımcılar için de benzer olduğu sürece (diğerlerine kıyasla fazla taviz vermiyorsak) doğru bir seçim yaptığımıza kendimizi inandıracak safsatalar, grup açısından epey faydalılar. Yok eğer uzlaşı çabamız takdir edilmez de enayi yerine konduğumuzu düşünürsek bu sefer tersine, safsatalar yardımıyla direnmeye başlarız. Bu senaryodaki sorun akıl yürütmeyi beceremeyişimiz değil, adalet duygumuzun hasar görmüş olmasıdır. Safsata, adaletsizliğin bir semptomudur
Safsata
Aynadaki o suretin ardında, neokorteksinizin hemen altında, sizden çok daha uzun süredir orada olan biri daha var. Afrika’nın çayırlarında hayatta kalmaya çalışırken bir anda kendini milyonluk metropollerde, marketten kalıp kalıp doymuş yağ alırken bulmuş bir zaman mültecisi. 17Buraya ait olmadığını bilse de elinde değil; liderlerin öyküleriyle coşuyor, hocaların ninnileriyle uyuyor, “ötekilerin” tehdidiyle kenetleniyor. En çok da korkuyor: Başka doğruların varlığından, yanılmaz tanrıların yokluğundan korkuyor. Giderek karmaşıklaşan bir dünyayı, giderek kısalan cümlelerle anlamak istiyor. Bilgi Çağı’nda cehaletin verdiği mutluluğu arıyor. Bunlardan biri gerçek diğeri sahte kimliğimiz değil, ikisi de biziz. Daha karşısındakiyle doğru düzgün konuşmasını öğrenemeden internet ile her yana bağlanmış, daha kendisini tanıyamadan uzayı keşfetmeye başlamış trajik yaratıklarız
Yaşamak