Platon veya bir kavram olarak Platonculuk bir idealizmdir, ya ni idea, düşünce cinsinden olanın varlığının tasdikidir; maddenin, maddi olanın varlığının ise elden geldiğince inkarıdır. Platon veya Pla tonculuk, maddi, fiziksel olanın yanında maddi olma yanın, tinsel, ma nevi olanın varlığını savunmakta yerinmez veya maddi olana, yani gö zümüzle gördüğümüz, elimizle tuttuğumuz, kısaca duyutarımızla algı ladığımız şeylere oranla madde cinsinden olmayanın, manevi olanın, gayrı-maddi olanın varlık bakımından önediğini veya üstünlüğünü tasdik etmekle kalmaz; daha ileri giderek var olanın, gerçekten var olanın, tek kelime ile gerçeğin salt madde-dışı, tinsel olduğunu söyler.
Böylece felsefe tarihi boyunca karşılaşacağımız, her biri kendi tarzın da az veya çok bu görüşü paylaşan ve idealist diye adlandırılacak olan bütün varlık felsefelerinin, varlık kuramlarının öncüsü olur Platon maddi olanın varlığını reddettiği veya onu en fazla göl gemsİ bir varlığa indirgediği için varlık hakkında esas bilgi edinme ara cımız olan duyu organlarımızın ve duyularımızın bilgi bakımından önemini ve değerini reddeder. Eğer var olan, gerçekten var olan mad di, fiziksel nitelikte bir şey değilse, yani duyusal değilse onun duyu or ganlarıyla, duyularla, duyusal algı ile kavranması söz konusu olamaz.
O halde duyu, duyum veya duyusal algı, bilgi değildir. Eğer varlık ve ya gerçek özü itibariyle gayrı-maddi ise insanda bu tinsel, madde-dışı, manevi varlığı kavramak için duyu organlarından farklı bir yeti, ken disi de tinsel, madde-dışı nitelikte olan bir güç, bir meleke olmalıdır ve Platon'a göre böyle bir yeti veya meleke fiilen vardır. O, ruhtur veya ruhun en yüksek seviyesi olan akıldır, zihindir. Böylece felsefe tarihin de bilgi kuramı alanında ilk kez son derecede açık ve bilinçli