Ben sandım ki artık birbirimizin içini, dışını, aklından, kalbinden, damarlarından geçenleri bilecektik. Birlikte küçük tüpte kızartma yapacaktık. Ben onun fotoğrafını çekecektim balkonda.
Çöp karıştıranlardan doğal olarak kaçıyordu insanlar. Her an onların da ceplerini karıştırıverecekmişim, onları soyacakmışım, yanıma yaklaşana saldıracakmışım, taciz edecekmişim gibi kaçıyorlardı. Oysa karnımızı doyuracak parayı bulmaya çalışıyorduk. Böyle böyle uzaklaştım insanlardan.
Sessiz sessiz anlattı babasına Nasuh. Bir saatten fazla anlattı. Bütün olanları, ne kadar zorlandığını, onu ne kadar özlediğini, hâlâ sıcak suyla yıkanamadığını, çayı bile soğuk içtiğini, yalnızlığını, evini bir Erzincan evine çevirişini, bakırdan yapılmış hiçbir şeye tahammülünün olmadığı... Ağladı. Balmumu baba karşısında elindeki çekiçle duruyordu öylece.
Evden çıkabileceği en geç saatte çıkar, öğle aralarında eve gelir, eğer dersi yoksa fakülteye gitmez, gittiyse gelebildiği en erken saatte gelirdi. Çünkü babam annemi çok severdi...