Bazı kitaplar vardır, ismiyle çekerler seni önce sonra istesen de kıskaçlarından kurtulamazsın.
Şermin Yaşar,
Ne çok sevdim kalemini.
Geçtiğimiz yıl Çocuk Edebiyatı Kulübümüzün söyleşisinde tanıdım kendisini. O tanıyış bu tanıyış, hayran kaldım kalemine. Dedemin Bakkalı, Tarihi Hoşça Kal Lokantası derken bu kitapta buluştuk. Kitap da kitap ama, kallavi... Ara ara okuyayım dedim, yine kısa zamanda bitti.
Farklı hikayeler yer alıyor eserde. Hepsi bir roman olacak derinlikte. Karakter betimlemeleri oldukça başarılı. Sanki gerçek hayatta hatta benim hayatımda varmışlar gibi. Eser bana geçmişimle ilgili o kadar çok anıyı hatırlattı ki... Karakterler yerine benzer karakterleri koydum okurken. Daha çok acım birikti.
Hepimiz birer koleksiyoncu değil miyiz aslında? Kaybettiğimiz ne çok insanın hatırasını biriktirdik içimizde. Bir gün biz de kaybolup gideceğiz, ne koleksiyon ne koleksiyoncu kalacak geriye.
Ölüm
Ayrılık
Yalnızlık
Anne sevgisi eksikliği
Baba sevgisine hasretlik
Yoksulluk
Vefa, vefasızlık.
Darmadağın oluyorsunuz okurken. Öyle güzel anlatıyor ki "yoksunluk" duygusunu. En derinden hissediyorsunuz. Kahramanla annesiz kalıyor, kahramanla sevdiğinizi kaybediyorsunuz. Acıtıyor okurken. Bir taraftan da elinizden bırakamıyor, acınıza aşık oluyorsunuz. Hem dert hem antidepresan, hem yara hem yara bandı. Bitiyor, bittiğinde boşlukta hissediyorsunuz.
Eserin başında bir türküden alıntı yapmış:
"Sırlarımı söyledim dağlara dumanlara
Ben yazarken ağladım, okurken de sen ağla."
Gözyaşım dökülmedi ama ağlamadı kalbim dersem yalan olur. Bazen sayfalarca yazarsın ama üç beş sayfalık şu hikayelerin vermek istediğini veremezsin. Bilmem hikaye okumayı sever misiniz ama sevilmeyecek gibi değil bu hikayeler. Hani olsa da günlerce okusam dedim. O halde ne diye diğer kitaplarını da
Büyüyünce ne olacaksın?
Dostum, bu bir yetişkin sorusudur. Eğer etrafında, kendinden küçüklerle nasıl konuşması gerektiğini bilmeyen yetişkinlerden fazlaca varsa, bu ve bunun gibi sorulara alışsan iyi edersin. Çünkü cevabını alana kadar gitmezler..
Bu yetişkinlerin, çocuklarla nasıl konuşulması gerektiğine dair fikirleri yoktur. Neler söyleyeceklerini, nasıl sohbet edeceklerini bilemezler.