Kübra Nur Koç

Kübra Nur Koç
@Bookbird
Korkuyu Beklerken
Sonra, kötülük neredeydi, kötülük? Görünüşte hep sevgi, ahlak, güzellik sözleri vardı ama, bir yerde kötülük olmalıydı; gizlilikten bir kötülük doğmalıydı.
Sayfa 84
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Yalnızlığımın yalnız bana zararı dokundu.
Sayfa 79
Korkuyu Beklerken
Ben! diye bağırdım bütün gücümle. Sonra adımı tekrarladım birkaç kere. Ben, burada gizli bir mezhebin kurbanı olarak bir saksı çiçeği gibi kuruyup gidiyorum. Ben, çiçeklere bakmasını bilmediğim gibi, kendime bakmasını da bilmiyorum. Ben, yalnızlığı istemekle suçlanıp yalnızlığa mahkûm edildim. Bu karara bütün gücümle muhalefet ediyorum. Ben yalnızlığa dayanamıyorum, ben insanların arasında olmak istiyorum. İnsanların düşmanlara da ihtiyacı vardır. (Dostlarının değerini bilmek için.) İşte tek başıma yıkılmış durumdayım
Sayfa 78
8/10
·248 syf.·
2023 8. kitabı
Kitapta yazar Nazi döneminde yaşadıklarını en ince ayrıntısına kadar hiçbir duygusunu belli etmeden, kim haklı kim haksız demeden, taraf belirtmeden hiçbir suçlama da bulunmadan anlatır. Herşey çok açık şekilde anlatılmış ama bir o kadar da duygudan yoksun bir anlatımı vardı. Çünkü bana ( ve bence tüm insanlığa) ağır 'çok çok ağır ' gelen kısımlarda o kadar tek düze okudum ki hissettim yaşananların zorluğunu ama dümdüz de okuyabildim gözümde canlandırıp değeceğinden daha az üzülerek geçince buraları kendimden, insanlığımdan şüphelendim o kadar duygudan yoksun dümdüzdü. Ama bu durum yazarın duygularını o şartlarda koruyamamasından hatta insanlığını yitirmesinden kaynaklı. Bu yüzden yazara asla eksik bir anlatımı var duygusuz!! asla diyemeyiz bence. Çünkü orada yaşadığı her şeyi bende onunla beraber yaşadım (ayaklarım sızladı, açlıktan karnım guruldadı). Bence elinizde olan bir kitapta ve bekletiyorsanız, bekletmeyin okuyun . :)
Bunlar da mı İnsanPrimo Levi · Can Yayınları · 2018838 okunma
Korkuyu Beklerken
Heyecanlarımı hep gelecekteki günler için saklamıştım; babam öldüğü zaman yeteri kadar üzülmemiştim, mezarın başında küçük ayrıntılara takılmıştım. Bir ağacı, kuşu filan seyrederken değil, düşünürken sevmiştim. Hayır belki de kendimi yaşanacak güzel günler için saklamamıştım: belki de sadece duygularımda her zaman biraz geç kalıyordum. Babam öldükten iki yıl sonra bir akşam üzeri, biraz üzülür gibi olmuştum. Bazı kitapların da yıllar geçtikten sonra anlamlarını sezmeye başladım. Babam ölmüştü. Eski kitapları da okuyamazdım artık. Bu konularda kendime fazla etki edemedim.
Sayfa 66