Kübra Nur Koç

Kübra Nur Koç
@Bookbird
Kimileri dünyayı yönetir, kimileri de yönetilen o dünyanın ta kendisidir.(sf-50) insanoğlu­nun gözlerinde korkunç bir şey var: görmezden geline­meyecek bir bilinç, o bedende bir ruh olduğunu kanıtla­ yan gizli bir haykırış.(sf-51)
Sayfa 50
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Bildiğimiz her şeyin ucu sahip olduğumuz duygulardan birine, bizi biz yapan şeyler ise kendi varlığımıza yabancı bir duyuma çıkar - buysa, bi­zim hem oyuncusu, hem etkin izleyicisi, hatta belediye meclisinin özel izniyle tanrıları olduğumuz bir melod­ramdır.
Sayfa 43
Bir Mektup
Nasıl anlatsam, birtakım insanlar zenginler, katı yürekliler filan beğenilmez ya; onların insanlıktan yoksun olduğu, nasıl başarı kazanırlarsa kazansınlar, bazı değerleri bilemeyecekleri ileri sürülür ya; işte bunlara karşı çıkanlar da bir bakıma onlar gibiymiş.
Sayfa 115
Korkuyu Beklerken
Akıl, her şeyi bilerek yapıyordu; bugün kötülük yaparsa veya bir yanlışlığa düşerse, yarın iyi bir şey yapabilirdi. Akıldan ümit kesilmezdi. Rastlantılara ve kör kuvvetlere gelince, onlar hep kötülük saçacaktı, ezecekti, kıracaktı, ortadan kaldıracaktı; çünkü bilmiyordu. Akıl, çıkarını düşündüğü için, yararlanmak istediği için, büsbütün yok etmezdi.
Sayfa 86
Korkuyu Beklerken
bütün mezheplerin, dinlerin öteki dünya ile yetinmediğini, yalnız Allaha varmak düşüncesiyle tatmin olmadıklarını sezer gibi oldum. Başkalarına üstün olduklarını hissetmek, onlardan farklı yerlere vardıklarını elle tutulur bir biçimde görebilmek için kurbanlar seçtiklerini gördüm. En zavallı insanlardan kurbanlar buluyorlardı; ne dünyanın ne de ahretin farkında olmayan ve bir ekmek parası için ezilmişliklerini satan insanlardan yararlanıyorlardı, onları kötü ruhlar sayarak cezalandırıyorlardı. Neden kurban edildiklerini bilmeyenleri, kötülüğün yeryüzündeki temsilcileri olarak görüyorlardı. Irmak kıyılarında, karanlık mağaraların serinliğinde parçalıyorlardı onları. Sakatlar, deliler ve ne yaptıklarını bilmeyenler, fakir ailelerine birkaç kuruş sağlamak için, kötülük sembolü olarak yerlerde sürükleniyordu. İyiliğin hissedilmesi için bilerek ya da bilmeyerek kötülük ediliyordu. Tıpkı bana yapıldığı gibi. Öldürülecekleri daha baştan bilinen zayıflar, kısa süre için krallar gibi ağırlanıyordu; sanki bilmiyormuşçasına saygı gösteriliyordu onlara.
Sayfa 85