İki kişiyken yaşamı sürdürmek mümkündür. Yalnız kalınca yola devam edilemeyeceği sanılır. Hayatı sürdürmekten vazgeçilir. Bu umutsuzluğun ilk halidir. Daha sonra, kimi kabullenmelerin zorunlu olduğu anlaşılır. Ölüme bakılır, yaşama bakılır ve duruma razı olunur. Ama bu ıstırap veren bir rızadır.
Biz kardeşleri sevdiğimiz için ölümden yaşama geçtiğimizi biliyoruz. Sevmeyen ölümde kalır.
Dünya malına sahip olup da kardeşini ihtiyaç içinde gördüğü halde ondan şefkatini esirgeyen kişide Tanrı'nın sevgisi olabilir mi?
Yavrularım, sözle ve dille değil, eylemle ve içtenlikle sevelim.
Çünkü sevgi Tanrı'dandır. Seven erkek Tanrı,dan doğmuştur ve Tanrı'yı tanır.
Sevmeyen kişi Tanrı'yı tanımaz. Çünkü Tanrı sevgidir.
Hiç kimse hiçbir zaman Tanrı'yı görmüş değildir. Ama birbirimizi seversek, Tanrı içimizde yaşar ve sevgisi içimizde yerkinleşmiş olur.
Tanrı sevgidir. Sevgide yaşayan Tanrı'da yaşar, Tanrı da onda yaşar.
"Tanrı'yı seviyorum" deyip de kardeşinden nefret eden yalancıdır. Çünkü gördüğü kardeşini sevmeyen, görmediği Tanrı'yı sevemez.