Kıyamet Günü geldiğinde [tanrı] meleğe şöyle der: '’Sen kötüsün, benim için hiçbir şey yapmadın'’;
melek de şöyle cevap verir: 'Efendim, sizi hiç görmedim ki sizin için iyi bir şey ya payım.'’
Tann da şöyle der. “Açtım, beni doyurmadın, susuzdum su vermedin, çıplaktım giydirmedin, hapisteydim, ziyaretime gelme din.'’ Ben de bu yüzden Tann'nın yoksul komşu olduğuna inandım, çünkü O, 'O dilenci bendim' dedi."
ANLAŞILABİLME umudunu tüketen insanlar, dünyayla ilişkilerini beğenilme üzerine kurma eğiliminde oluyorlar, kurtulması güç bir tuzağa düştüklerini fark edemeden. Çünkü, beğenilmeyi merkez alan bir dünya, insanın kendi içinde giderek daha sıkı kilitlenmesine ve çıkışı bulunamayan bir yalnızlığa gömülmesine neden olabilir. Dolayısıyla, kendini var hissedebilmenin tek yolu da beğenilmenin sürekliliğini sağlamaya yönelik bir hayat tarzı. Beğenilme öylesi bir iptila ki bu ihtiyaç karşılanamadığında yaşanabilecek bozgunlardan kaçınmak için sergilenmekte olan performansın aralıksız sürdürülmesi zorunlu hale gelir. Bunun sonucu olarak, hayatını beğenilme üzerine kuran insanların derininde, çoğu zaman dışarıdan fark edilemeyecek kadar iyi maskelenmiş bir depresyon yaşanır.