..hayat beni, sesi daha alçak, daha derin şimdi ve beni giderek daha ıssız, giderek daha karanlık ve sessiz yollara çağırıyor; ucunda haz mı yoksa keder mi olduğunu bilmediğim bu yollardan geçmek istiyorum, geçmek zorundayım.
Bu kitaptan bitkilerle ilgili çok fazla şey öğrendim ve biyolojiye olan aşkımı tazeledim. Kendimi anlamak için okuduğum psikoloji ve nöroloji kitaplarının yanında bitkileri anlamak için de Kitaplar okumam gerek diye düşündüm. Çünkü bildiğiniz üzere Dünya’da yalnız değiliz. Dünyadaki keşfim bitince(ki bitmesi zor) uzaya da geçmeyi düşünüyorum :)
Kitaptan neler öğrendime gelecek olursak
•Bitkilerin bizi duyamadığını :) ve beyinleri olmadığı için duygularının da olmadığını öğrendim
•Kök uçlarındaki statolitler sayesinde yerçekimine bağlı olarak ne tarafa büyümeleri gerektiğini anladıklarını öğrendim.
•Çevrelerindeki kırmızı mavi UV gibi ışıkları algılayıp buna göre tepki verdiklerini öğrendim
•Siz onlara dokunduğunuzda bunu unutmayıp yeterli uyaran bulunan ortama geçtiğinde :) depoladığı bilgiyi harekete geçirdiğini öğrendim.
•Birbirlerinin yaydıkları kokuyu algılayıp ona göre savunma mekanizması veya av bulduklarını öğrendim.
•Bizdeki gibi nöroreseptörleri sayesinde elektriksel akımlarla hücre içinde anlaştıklarını öğrendim.
•Arı vızıltısının(kanat Çırpışı) frekansının polen salgılamayı aktive ettiğini öğrendim.
•Işığı görebilmek için sap uçlarına, toprak altına büyümek için kök uçlarındaki yapılara ihtiyaçları olduğunu öğrendim.
•Komşularının böcek alarmına kulak misafiri olup savunma aldıklarını, hatta kendi yaprağını kurtarmak için bakterinin çevresindeki hücreleri öldürüp ilerlemesini engellediklerini öğrendim.
•Ve en önemlisi stresi unutmadıklarını yavrularına dahi aktarıp stresli ortama göre DNA kombinasyonları ürettiklerini öğrendim.
Bitkiler sandığınızdan ZEKİ imiş değil mi? Bence de öyleler :) Onlar harikalar. Çünkü binlerce yıldır hayatta kalmak için mücadele ediyorlar. Onlar ökaryot hücre sonrasında bağlarımızı kopardığımız uzak kuzenlerimiz. Onları sevin.
Romantikler son intihar uzmanlarıdır. Onlardan beri baştan savma intihar edilir olmuştur... kalitesini iyileştirmek için yeni bir çağ bunalımına büyük ihtiyacımız vardır
Gerçek felsefe Hegel ile birlikte sona ermiştir. O zamandan bu yana, şu ya da bu ayrıntıyı inceleyen, ama gerçek bir kopuş, büyük bir yeni fikir üretmeyen, yalnızca eski düşünceleri tekrarlayan eğilimlere şahit oluyoruz.