Bulutlar Kimindir? son zamanlarda okuduğum en sarsıcı hikâyelerden biriydi. Mario Brassard, savaşın ve belirsizliğin bir çocuğun dünyasında yarattığı o ağır hissi, mülkiyet ve aidiyet sorgulamaları üzerinden çok duru anlatmış.
Öyle çok derin analizlere boğmuyor ama yüzeysel de geçmiyor; tam o ince çizgide kalbe dokunuyor. Hem çizimleriyle hem de atmosferiyle insanın zihninde yer eden, kısa ama etkisi uzun süren bir kitap.
Vamık Volkan’ın Kozmik Kahkaha kitabını bitirdim. Başta akademik bir dil bekliyordum ama yazar meseleleri o kadar içten ve herkesin anlayacağı sadelikte ele almış ki, toplum olarak neden bazı travmaları aşamadığımızı çok iyi özetliyor.
Özellikle kitaba adını veren kozmik kahkaha kavramı beni çok etkiledi. İnsanın en büyük trajedilerin ortasında, o en çaresiz anında gayriihtiyari patlattığı tuhaf kahkahadan bahsediyor. Hani bazen her şey o kadar kötü gider ki gülmekten başka çareniz kalmaz, işte tam o an. Bu kahkahanın aslında ruhumuzun bir savunma mekanizması olduğunu, bizi o anki ağır gerçeklikten bir anlığına kopararak yıkılmaktan koruduğunu görmek sarsıcı bir deneyimdi. Sadece psikoloji meraklıları değil, insanın ve toplumun doğasını anlamak isteyen herkesin okuması gereken bir eser olmuş. Bakış açımı ciddi anlamda değiştirdi.Tavsiye ederim.
Kozmik KahkahaVamık Volkan · Okuyan Us Yayınları · 2018558 okunma
Natalia Ginzburg’un "İşte Böyle Oldu" kitabını bitirdiğimde, bir evliliğin sessiz imhasına ve bu yıkımın merkezindeki bir kadının trajik sonuna tanıklık etmiş gibi hissettim. Romanın daha ilk sayfadan bir cinayet itirafıyla başlayıp beni failin zihnine davet etmesi, suçun kendisinden ziyade o suça giden yolun ne kadar "sıradan" olduğunu sorgulattı bana. Ginzburg; derin ilgisizliği, iletişimsizliği ve toplumun kadına biçtiği rollerin yarattığı o boğucu atmosferi hiç dramatize etmeden, adeta bir rapor titizliğiyle sunmuş.
Evlilik içindeki mutlak yalnızlığı ve sevgi yoksunluğunu minimalist bir ustalıkla işleyen yazar, gündelik hayattaki küçük ihmallerin nasıl büyük bir felakete dönüşebileceğini yüzüme çarptı. Benim için bu eser sadece bir kadının isyanı değil, aynı zamanda insanın varoluşsal çaresizliğini sarsıcı bir dürüstlükle yansıtan çok güçlü bir psikolojik anlatıydı. Kesinlikle etkisinden kolay çıkamayacağım bir okuma deneyimi oldu.
İşte Böyle OlduNatalia Ginzburg · Can Yayınları · 20222,674 okunma
Bir heyecanla başladım. İlk hikaye gitti. Sonrası akmadı. Bırak akmayı damlamadı. Bana göre değildi. İlk defa yarım bıraktım bir kitabı. Belki ileride zamanı gelmiş olur okurum.
Alman asıllı Amerikalı düşünür #erichoffer ‘in 1951 yılında kaleme aldığı #kesininançlılar hayatın değişmez bir döngüye sahip olduğunun net bir göstergesi. Sadece isimler, yüzler, yerler değişiyor. Siyasi yaşam tam anlamıyla bir tekrardan ibaret. 1951 yılında yazılmış bir kitabı okuduğunuzda tam bir şablon gibi günümüzde yaşananların üzerine oturuyor. Bugün neden hala böyle, neden oy oranları böyle , gibi soruların mantıklı yanıtlarını bulabileceğiniz bir kitap. Ben çok beğendim. Başucu kitaplarımdan birisi olacak. Sanırım okumakta biraz geç kalmış olabilirim.