Önce, tabaklardaki yemeklerden bir usanma başladı. Sonra, sözlerde bir gevşeme, bir isteksizlik görüldü. Birlikte olmanın getirdiği heyecan eskidi. Söylenen sözler düşünüldükçe beğenilmemeye başladı. Bu nedenle yeni sözler için cesaret tükendi.
Bütün alçakgönüllülüğüm, bütün iyiliğim, daha doğrusu iyi olduğum anlar, başarısızlığımdan ileri geliyor. Kendi kendime eğer kendimi kaybetmemişsem hiç olmazsa iyi olayım, tutulacak bir yanım olsun, diyorum. Başarısızlık korkusu, kötülükleri denemeye engel oluyor.
İlk çekingenlikler ne kadar tatlıdır. Oysa insan, bu beceriksizlikleri bir an önce yenmeye çalışır. Bütün gücüyle büyüyü bozmak, buzları kırmak için uğraşır.