Bookstagram

Bookstagram
@Bookstagram01
Ars Longa Vita Brevis
885 okur puanı
Şubat 2022 tarihinde katıldı
10/10
·191 syf.·
2017 29. kitabı
En popüler kitaplar arasında yer alan On Küçük Zenci, en iyi polisiye romanlarından biridir. On kişi, geçmişte verdikleri kararlar yüzünden insanların ölümüne sebep olmuşlardır ve bunu sır gibi saklarlar. Zenci Adası; Devon sahilleri yakınında ve üzerinde modern bir köşk olan bir yerdir. Sahibi Amerikalı bir milyoner olsada daha sonra Owen adında sadece isim üzerinde var olan ama aslen varlığından bihaber olunan biri tarafından satın alınır. Farklı nedenlerle adaya çağrılan on kişi içerisinde hiç kimse ev sahibi U. N. Owen’i daha önce görmemiştir; uşak ve eşi de dâhil… Daha ilk gece evde tuhaf şeyler olmaya başlar. Anîden çalışmaya başlayan bir gramafon hepsini bir cinayetle suçlamaktadır. Gruptakiler her ne kadar itiraf etmekten çekinseler de bu cinayetleri işlemişlerdir. Her birinin odasında oturma odasında mutfakta da garip bir tekerleme yazılıdır. Köşkün yemek odasında ise 10 tane cam biblo bulunmaktadır. Adada mahsur kalan bu insanlar sırlarını birbirlerine anlatınca tek tek ölmeye başlarlar. İlk gece Tony Marston ölür. Tıpkı tekerlemedeki gibi içki içerken anîden yere yığılmıştır. Masanın üzerindeki zenci heykellerinin sayısı da dokuza düşmüştür. Ölüm korkusuyla tüm sırlarını döken bu kişiler, aslında bir şekilde geçmişte birbirleriyle bir ilişki içindedir. Neden orada olduklarını ve katilin amacının ne olduğunu çözmeye çalışırlar tabii öncesinde katilin kim olduğunu da. Bunlar çalışırken katil de boş durmaz elbette, biblolar git gide azalır. Girişte karakterlerin tanıtıldığı, gelişme bölümünde dedektifin karakterleri sorgulayarak okuyucunun dikkatini belli şahıslar üzerine çektiği ve bu arada benzer bir cinayet daha yaşandığı sonuç bölümünde ise bütün sır perdesinin aralandığı bu kitabı heyecanla ve sabırsızlıkla okuyacağınızı düşünüyorum.
Edebiyat
On Küçük ZenciAgatha Christie · Altın Kitaplar · 200643,5bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
9/10
·400 syf.·
2017 28. kitabı
Kısaca özetlemek istiyorum; Kafka ve Milena, Prag’da tanışmışlardır. Milena gazetecidir ve iyi derecede Çek diline hakimdir. Kafka ile olan dostlukları, Kafka’nın yazılarını Çekçe’ye çevirmesini istemesiyle başlar. Milena, Viyana’da yaşıyordur ve evlidir. Kafka’nın ise hayatında iki kadın olmuş, nişanlanmış, anlaşamayıp ayrılmışlardır. Mektuplaşmaları önceleri iş görüşmeleri üzerine olsa da ilerleyen zamanlarda her gün mektup yollayacak bir ilişkiye döner. İkisinin de ortak bir özelliği vardır. Hastalardır. Franz Milena’dan önce verem hastalığına tutulmuştur. Hastalığına alışmış ölümü beklerken şans eseri kurtulmuş görünen hayatını yazılarını yazarak sürdürür. Milena onun bu hasta hayatına bir ışık, onun geri kalan hayatına devam etmesi için bir tutanak olmuştur. Ancak aralarındaki engel büyüktür. Milena evlidir. Kafka imkansız aşkına gün geçtikçe bağlanır. Mektuplar’da sık sık Viyana’ya gittiğinde Milena ile geçirdiği dört günden bahseder. Ormanda geçirdiği vakitlerden, gezdikleri yerlerden… Milena ona sürekli Viyana’ya gelmesini söylese de Kafka her seferinde gitme kararı alıp bir süre sonra bu fikirden vazgeçer. Mektuplarda sıkça geçen konu; Milena’nın hastalığının seyri, yazılar, geçirdiği vakitler, güncel olaylar, savaşlar ve Kafka’nın Viyana’ya gitme hayalleridir. Aralarındaki uzak mesafeden sıklıkla rahatsız olduğunu dile getirir. Hatta bir mektubunda, “Bu havayı solumak için göğsümün bu kadar genişleyip daralmasını anlamak imkansız, bu kadar uzakta olmanı anlamak imkansız.” diyerek mesafelerin kendinde oluşturduğu derin acıyı vurgular. Kitap sadece Franz’ın mektuplarından oluştuğu için Milena’nın ona karşı olan hislerinde aşk veya merhamet olup olmadığını anlamak zorlaşıyor. Ancak Milena’nın Kafka’nın hastalığı ile ilgili ciddi endişe duyduğu ve ona çok
Edebiyat
Milena'ya MektuplarFranz Kafka · Panama Yayıncılık · 201465,8bin okunma
10/10
·424 syf.·
2017 27. kitabı
Uğultulu Tepeler ilk kez 1847 yılında yayımlanmış olan, İngiliz yazar ve şair Emily Bronte'in ölümünden bir yıl önce yazdığı ilk ve tek romanıdır. Emily Bronte otuz yıl süren kısacık yaşamından geriye birkaç şiir kitabı ve tek romanı olan Uğultulu Tepeler'i bırakmıştır. Emily Bronte bu ilk romanını ilk olarak Ellis Bells takma adıyla yayımlatmış, ölümünden sonra kız kardeşi Charlotte Bronte asıl adıyla yeniden yayımlatmıştır. Yayımlandığı senelerde büyük tepki görmüş olsa da, günümüzde Uğultulu Tepeler İngiliz edebiyatının klasikleri arasındadır. Türkiye'de ilk olarak Rüzgarlı Bayır adıyla yayımlanmış, sonrasında bu isim Uğultulu Tepeler olarak değiştirilmiştir. Catherine Earnshaw ve babasının küçük bir çocukken Liverpool'dan getirdiği zenci çingene çocuğu Heatcliff arasındaki aşkı anlatan bu uzun roman, seneler boyu radyo ve televizyon oyunlarına, filme ve tiyatroya uyarlanmıştır. Kitabın kısa özeti ise şöyle: Hindley Earnshaw ve Catherine Earnshaw İngiltere'de aileleriyle yaşayan iki kardeştir. Babalarının Liverpool'a yaptığı bir iş gezisinden döndüğünde Heatcliff adında zenci bir çingene çocuğunu evlerine getirmesinden önce gayet normal bir yaşamları vardır aslında. Babaları sokakta gördüğü bu çocuğa acımış ve çocuklarıyla birlikte büyütmek için eve getirmiştir. Hindley Heatcliff'i hiçbir zaman sevmemiş olsa da, Catherine onu çok sevmiştir. Ayrıca Bay Earnshaw'un da Heatcliff'e karşı tuhaf bir zaafı vardır. Bay Heatcliff öldüğünde, ardında hiçbir işe yaramaz ve boş bir insan olan Hindley'i ve içten içe birbirlerini seven Heatcliff ile Catherine'i bırakır. Bir akşam Catherine dadısı Nelly ile sohbet ederken Heatcliff'i sevdiğini fakat onun gibi cahil biriyle evleneceğine komşuları olan ve Thrushcross Grange malikanesinde yaşayan Edgar Linton ile evlenmeyi
Edebiyat
Uğultulu TepelerEmily Brontë · Sonsuz Kitap · 201657,8bin okunma
8/10
·211 syf.·
2017 23. kitabı
Kızıl Saçlı Kadın romanında ilk olarak 1980’lerin İstanbul hayatı okuyucuyla buluşuyor. Romanın kahramanı, ailesinin tek çocuğu olarak büyüyen Cem adında genç bir adamdır. Cem’in babası, eczacı olarak geçimini sağlamanın yanı sıra bazı siyasi oluşumlarda da yer almaktadır. Ve bir gün kaybolur, asla geri dönmez. Bunun üzerine Cem ve annesi bir süredir İstanbul’da geçimini sağlamaya çalışıyor. Bu sırada Cem kitapçıda çalışarak edebiyatla ilgilenmeye başlıyor. Ancak daha sonraki yaşamında bambaşka sürprizler ve kırılma noktaları onu beklemektedir. Cem ve annesi maddi sıkıntıları nedeniyle Adapazarı’na yerleşmek zorunda kalır. Romanı oluşturan olaylar burada başlıyor. Şehre geldikten sonra para kazanmak için bir kuyumcunun yanında çalışmaya başlayan Cem, işe gittikleri Öngören ilçesinde bir tiyatro ekibiyle karşılaşır. Ekip içinde en çok kızıl saçlı bir kadın dikkat çekiyor. Kendisiyle daha sonra tanışmak için büyük bir fırsat yaratan Cem, kısa sürede Kızıl Saçlı Kadın ile yakınlaşır. Aralarındaki ilişki bir kez olsa da genç adam Kızıl Saçlı Kadını hayatı boyunca aklında tutar. Ancak bu deneyimden kalan tek hatıra Kızıl Saçlı Kadının rüyası değildir. Kızıl saçlı kadını her gün görmeye çalışan Cem, kısa sürede bu kadının oyuncu ve evli olduğunu öğrenir. Cem ile Kızıl Saçlı Kadın; bir gün kadının kocası evde yokken birlikte olurlar. Cem’in Ustasının bir kaza sonucu ölmesinden sonra şehri terk eder. Yıllar sonra başarılı bir müteahhit olan Cem, iş için Öngeren’e gitmek zorundadır. Cem, bir süre sonra Enver adında bir oğlu olduğunu öğrenir. Enver, Kızıl Saçlı Kadın ile olan ilişkisinden Cem’in çocuğudur. Enver kendisini babasına farklı biri olarak tanıtır ve bir süre sonra Enver babasını öldürür ve cezaevine girer. İlk aşk deneyimi bütün bir hayatı belirler mi? Yoksa
Edebiyat
Kırmızı Saçlı KadınOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202462,1bin okunma
9/10
·188 syf.·
2017 17. kitabı
1564 yılında doğmuş olan William Shakespeare, hiç tartışmasız dünyanın en büyük yazarları arasında kabul edilir. Shakespeare, çok çeşitli türlerde eserler vermiş ve yüzden fazla eserin sahibidir. İngilizceye çok büyük katkıları bulunan İngiliz yazar, yaşadığı dönemde insanların saygısını kazanmış olmasına rağmen birçok yazar gibi o da daha çok ölümünden sonra saygı ve sevgi kazanmış bir üstattır. Gelelim; eserlerinin hemen hemen hepsi tiyatroya, sinemaya ve operaya uyarlanan bu yazarın “Hamlet” adlı eserine. Hamlet, Shakespeare tarafından tam olarak yazılma yılları belli olmayan fakat 1599 ve 1601 yılları aralığında yazıldığı tahmin edilen trajedi türünde bir eserdir. Hamlet, yazarının en uzun eseri olmakla birlikte en çok tanınmış olan eserlerinin de ön sıralarında yer almaktadır. Yazıldığı zamandan günümüze kadar defalarca tiyatrosu oynanmış ve filmlere adapte edilmiştir. Çok meşhur olan “Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu.” sözüne de ev sahipliği yapan eserdir. Bir Shakespeare klasiği olarak içinde bolca olay, entrika barındırmaktadır. Eserin özetine değinecek olursak; Hamlet, sadece ailesinin değil tüm ülkenin de sevdiği yiğit, dürüst ve mert bir insandır. Aynı zamanda Danimarka kralının da oğludur. Hamlet, babası tarafından iyi bir eğitim alabilmesi için Almanya’ya gönderilir. Hamlet Almanya’da eğitimini sürdürürken bir gün babasının ölüm haberi gelir ve genç oğlan bu haberden sonra yıkılır. Haberi duyduğu gibi ülkesine döner ve amcası Claudius, çoktan babasının yerini almış ve kendini hükümdar ilan etmiştir. Hâlbuki hükümdar olmak Hamlet’in hakkıdır. Buna rağmen Hamlet bunun üzerinde durmayıp babasının ölümüyle ilgilenmeye başlar. Bir de bunlar yetmezmiş gibi zalim Claudius, annesini ikna ederek onunla evlenmiştir. Her şeyi aydınlatmak ise Hamlet’e
Edebiyat
HamletWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202358,4bin okunma