Bir çocuğun en savunmasız haline çökmek nasıl bir çürümüşlüktür? Güçsüz olana değil sahip çıkmak ona zarar vermeyi aklından geçiren zihniyetin insanlıkla alakası kalmamıştır. Böyle bir karanlığın ne bahanesi olur ne mazereti
Elif’im seni çok özledim. Artık az geliyorsun bana, küsüştük mü?
* Hayır. Sana küsmedim.
* Başka birine mi küstün?
* Küsmedim. Bilmiyorum.
* Peki canın isterse söylersin. Sana dondurma almamı ister misin?
(Yememe davranışının altında yatan nedene gönderme yapmak için.)
* İstemem.
* Aaaaa, yemek de yemek istemiyorsun! Hasta mı oldun sen bir tanem?
* Yemek yemek istiyorum. Dondurma istemiyorum. Onun içinde süt var. Süt istemiyorum.
* Hay Allah! Çok severdin sen dondurmayı. Hasta olmaktan mı korkuyorsun yoksa? Hmmm… Çilekli süt alalım o zaman?
(Kıpırdanıyor, konuşmak istiyor. Üstüne gitmiyorum. Bekliyorum. Hem en fazla ne olabilir ki?)
* Ben çilekli süt istiyorum. İneğin sütünü istiyorum… Pipi sütü istemiyorum!
Çocuğun ağzından çıkan bu cümleyi okuyunca insanın kanı donuyor. Dünyada bazı suçların affı olmaz izahı olmaz. Çocukluğunu çalan masumiyetine el uzatan her kimse insanlıktan nasibini almamış bir mahluktur ve pisliğin tekidir. Bir çocuğun dondurmadan sütten oyundan korkacak hale gelmesine sebep olmak sadece suç değil alçaklıktır. En acısı da bazen çocuk anlatıyor işaret ediyor bağırıyor ama büyükler duymamayı seçiyor. Bir çocuğun kurduğu bu cümle bile bazı insanların bütün savunmalarını yerle bir etmeye yeter çocuk yalanla değil yaşadığı acıyla konuşur. Böyle bir karanlığı bir çocuğun hayatına sokan herkesin vicdanı da insanlığı da çoktan çürümüştür
Bir toplumun Müslüman olması o toplumda cinayet, hırsızlık, dolandırıcılık gibi hiç suç işlenmediğini göstermez. Bu hüküm ensest meselesi için de geçerlidir. Kısacası, insan varsa, orada her şey olabilir ve iyi ya da kötü her türlü tecrübe yaşanabilir.