Çarşamba günkü mektubumu eğlenceli buldun demek. Bilmem ki. Ben artık eğlenceli mektuplara inanmıyorum, hatta neredeyse şöyle diyeceğim: Artık mektuplara inanmıyorum, en güzellerinin içinde bile bir kurt var.
İyi geceler, banyonun bitişiğindeki köşede duran are bana gece yarısı olduğunu haber veriyor. Umarım gece boyunca her saat başını aynı şekilde haber vermeye kalkmaz. Ne kadar da hareketli! Haftalardır sesi çıkmıyordu.
Sonunda diğer mektubu da okudum, ama açıkça söyleyeyim, "buna cevap vermeni istemiyorum." cümlesinden başladım. Bu cümleden öncesinde ne yazdığını bilmiyorum, ama senin bugünkü — seni ta içimin derinliklerinde taşıdığımı inkâr edilemez bir şekilde ispatlayan — mektuplarını da düşününce, okumadan onların doğruluğunun altına imzamı atmaya hazırım, isterlerse en yüksek mercide aleyhime delil olarak kullanacak olsunlar. Ben kirliyim Milena, sonsuz kirli, o yüzden temizlik konusunda böyle yaygara koparıyorum. Kimse cehennemin dibindekiler kadar temiz şarkı söyleyemez, bizim, meleklerin söylediğini sandığımız şarkı, onların şarkısıdır.
Önce kurşun kalemle yazdığın mektubu okudum, pazartesi günü yazdığını ise sadece birkaç satırın altını çizip,şöyle bir baktıktan sonra bıraktım; ne kadar korkağım ve insanın herşeyiyle kendini her bir sözcüğün içine atamaması ne kadar kötü, bunu bilebilse, sözcüklerin saldırısına uğradığında kendini bütünüyle savunabilir ya da kendini bütünüyle yok edebilir. Ama işte burada sadece ölüm yok, hastalık da var.