Ve yazının tamamı öyle güzel ki! Nasıl oluyor bilmiyorum, sadece gözlerimle okuyorum aslında, ama kanım da hemen haber alıyor ve sıcak sıcak içinde taşıyor yazıyı.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
... ( belki en çok bunu yaparken geriliyordur — ama sen zavallı, sevgili Milena, suçluluk duygusuyla ne çok iş yükleniyorsun, senin işinin üzerine eğilmiş çalışırken görüyorum boynun çıplak, arkanda duruyorum, sen bunu biliyorsun — dudaklarımı ensende hissettiğinde korkma, niyetim öpmek değildi, bu sadece çaresiz bir aşk)...
Yalan söyleme imkânımı saklı tutuyorum, ondan aldığım güçle yaşıyorum senin "gerektiğinde hemen gelme" sözünden aldığım güçle yaşadığım gibi. Bu yüzden, şimdi gelmeyeceğim; bu iki günün kesinliği yerine —lütfen birlikte geçireceğimiz bu günlerden bahsetme Milena, bana işkence ediyorsun bunu yaparak, henüz bir gereksinim değil ama sınırsız bir yoksulluk — her zaman gerçekleşme ihtimalini yeğliyorum.
Ve yine Viyana yolculuğu. En kötüsü bundan bahsederken ciddi olduğun zamanlar, o zamanlar burada yer sallanmaya başlıyor ve ben durup onun beni üzerinden atmasını bekliyorum. Yapmıyor. Dışsal engellerden — içsel olanlardan söz etmeyeceğim, çünkü daha güçlü oldukları halde sanırım beni durduramazlardı; güçlü olduğumdan değil, aksine beni durdurabilecek kadar zayıf olduğumdan — daha önce bahsetmiştim, bu yolculuğu ancak yalan söyleyerek gerçekleştirebilirim ve yalandan korkuyorum, bir beyefendi gibi değil, bir öğrenci gibi.
Şu anda darmadağın bir haldeyim ve üzgünüm; telgrafını kaybettim, yani aslında kaybolmuş olamaz, ama işte aramak zorunda olmam bile yeterince kötü. Bu arada, bunda tek kabahatlisi sensin, o kadar güzel olmasaydı sürekli elimde gezdirmezdim.