Bazen bende şöyle bir intiba uyanıyor; sanki karşılıklı iki kapısı olan bir odamız var, ikimiz de kendi kapımızın tokmağını tutuyoruz ve birimizin göz kırpışıyla diğerimiz hemen kendi kapısının arkasına geçiriyor, ilki bir söz söylemeye kalsa, ikincisi çoktan kapıyı arkasından kapatmış ve gözden kaybolmuş oluyor. Kapıyı tekrar açacak, çünkü bu belki de terk edilmesi mümkün olmayan bir oda. İlki ikincisine bu denli benzemese, sakin olsa, ikincisine pek dikkat etmiyor gibi görünse, odayı herhangi bir odaymış gibi yavaş ve yavaş bir düzene koyacaktır, ama bunun yerine o da kapının arkasında aynı şeyi yapıyor, bazen her ikisi de kapıların arkasına saklanıyorlar ve güzel oda boş kalıyor.
Bu korku peygamberlerin tarif edilişindeki duyguyla aynı, güçsüz çocuklarmış onlar, (henüz ya da hâlâ, fark etmez) onları çağıran sesi duyarlar ama korkar, gitmek istemezler, ayak direrler, beyinlerini parçalayan bir korkuya kapılırlarmış, gerçi daha önce de sesler duymuşlar ama bu sesteki korkutucu tınının tam olarak neyden kaynaklandığını bilmiyorlarmış— onların kulaklarının zayıflığından mı, yoksa sesin kuvvetinden mi — henüz çocuk olduklarından, sesin çoktan galip geldiğinin ve bu zamansız , natameli korku yüzünden sesin onlara yerleştiğinin de hiç farkında değillermiş. Ama bu onların peygamberliği açısından hiçbir şey ifade etmezmiş, çünkü pek çok insan ses duyar, ama tarafsız olarak değerlendirildiğinde bile onların peygamberliğe değer olup olmadıkları şüphelidir ve güvenli olanı bu soruya en baştan kesin olarak olumsuz cevap vermektir —sizin iki mektubunuz geldiğinde ben de öylece yatıyordum işte.
Görüyorsunuz Milana, sabah şezlonga uzanmışım, çıplağım, yarı gölgede yarı güneşte, neredeyse tamamen uykusuz geçen bir geceden sonra; uyku için çok hafif olan ben etrafınızda dönüp dururken ve tam da sizin bugün yazdığınız gibi, "başıma konan talih kuşu" nedeniyle korkmuşken nasıl uyuyabilirdim ki?
İnsan; zihninin bilgiye ve öğrenmeye doyduğu, kendi içine daha bir yol aldığı kitapların ardından dinlenme molası verdiği kitapların hazzı da başka oluyor.
İki mektubunuz birden geldi öğleyin, okunmak için değildi bu mektuplar; insan yüzünü bunlara gömsün, sonra da aklını kaçırsın diye insanın önüne serilmek için.