Karşımdaki bey Nârodni Listy' nin geçen pazarki sayısını okuyordu, Orada Rúzena Jesenskâ' nın bir yazısını gördüm, gazeteyi istedim, öylesine okumaya başladım, bıraktım ve senin istasyonda vedalaşırkenki yüzünle oturdum. Orada, peronda olan şey daha önce hiç görmediğim bir doğa olayıydı: Bulutların arasından sızan bir güneş ışığı değil, kendiliğinden sönük bir güneş ışığı.
Daha ne söyleyeyim? Boğazım söz dinlemiyor, ellerim söz dinlemiyor.
....(Sen yoksul yatağında geçerli bir sebeple derin bir uykudayken ve yavaşça, soldan sağa benim dudaklarıma doğru dönüyorken, sol kulağına söylüyorum bunları.)
Durmadan pasajı parçalara ayırıyor, durmadan yeni malzemeler ekliyor, durmadan benim onayımı bekliyordu. O benim gözlerimin önünde yavaş yavaş kaybolurken ben de mekanik bir şekilde onay veriyordum.
Bugün bir Viyana haritası gördüm, senin sadece bir odaya ihtiyacın olduğu halde böylesine büyük bir şehrin inşa edilmiş olmasını bir anlığına aklım almadı.