Bir keresinde ölü evinden gelen bir kolinin içinde bir sürü makara ve film makinesi çıkmış. Bir kadınla bir adam varmış filmlerde, birbirlerini çok seviyorlarmış. Makineyi kurup karşında dans ediyorlarmış. Gençlermiş. Bazen kalabalık gruplar halinde geziyorlarmış, bazen baş başa. Şimdi sıra üzerimdeki kıyafetlerin o kadının kıyafetleri olduğunu anlatmaya geldi. Evet, o kolilerden filmde kadının üstünde gördüğüm bütün giysiler tek tek çıktı... ama adamınkiler yoktu. Siyah beyaz filmlerde ki rengarenk kostümler. Neden acaba diye düşündüm uzun süre? Neden?
...
Belli ki kadın ölmüştü, diyeceğim, kadın ölmüştü ve adam önce çok üzülmüştü. Bu filmleri tekrar tekrar seyretti, kadının dolapta öylece duran giysilerini koklayarak ağladı.. ağladı.. çok ağladı.. çok ağladı, diyeceğim. Sonra unuttu belki diyeceğim. Kadını unuttu. Sonra soracağım, sizce kadını unutmuş, başka bir kadını sevmiş, başka bir kadını sevince bu filmleri, kadının sarılıp koklayıp çok ağladığı giysilerini bir koliye koyup atmış olabilir mi, diye soracağım.
Ve adam ölü kadını terk etti. O aşkı terk etti. Siz filmi görmediniz ki, nasıl bilebilirsiniz diyeceğim. Aralarındaki o aşkı nasıl anlayabilirsiniz? Bu giysilerin ve o filmlerin çöpe atılmasındaki ihaneti nasıl sezebilirsiniz?