Ara ara söylemişimdir ama yineleyeyim; kitap okurken seçiciyimdir iki kıstasım var birincisi olmazsa olmazı, yerli yazar olacak. İkinci olarak fantastik/korku olacak. Yıllar önce daha çocukluğumda yabancı korku filmlerinden sonra derdim ki "-elimizin altında muazzam bir kaynak var ama onu kullanamıyoruz" (gerçi son 10-15 yıldır film endüstrisi Onları kullanmaya başladı da kullanmasaydı daha iyi olurdu sanki :) ) Kitaplarda da bu kaynaktan kaynaklardan kullanılıyor ya ne güzel en azından filmlerde ki kullanılışından güzel.
Yazarımız bu kitapta biraz daha eskilere gitmiş ve Türk-islam motifini aşarak Türk-Hun öz kültürden esintiler alarak hikayesinin temelini oluşturmuştur ki daha ilk sayfalarda Dağhan ismini görünce sezinledim geliyor eski inanışlarımız dedim.
Yazarın inanılmaz bir hayal gücü olduğu kullandığı hikayelerden belli, belirli varlık ziyaretleri, başka dünyalara gitmeler, oralardaki görünüş güzeldi. Açıkçası şimdiye kadar okuduğum en iyi diyebileceğim roman olan Cinadem e azda olsa benzer bir tat alabildim. ama az çünkü konu boyutlar arası seyahat ve ziyaretlerse Cinadem in eline şimdiye kadar su dökebilen olmadı.
Başlarda güzel giden, gelişme kısmı kreşendo yapan hikaye, sonunda ise at koştururcasına geçiştirilmiş gibi.
Mantık olarak oturmayan kısım var en belirgini Sigun, Sigun iyicil bir varlık neden korkulan bir şeye dönüşmüş neden bu şekilde bir entrika yaparak insanlarla oyun oynasın yani eski Türk motifi kullanılacaksa Erlik-Han veya oğulları kullanılabilirdi. İkincisi Dağhan madem Pelin i eşi olarak istiyor ama onun hayatını ortaya koyduğu bu sınavlara girmesine neden müsemma gösteriyor, Midrab, Neft bunlar çetin düşmanlardı. Tamam her daim izliyordu ona bir şey olmasına müsaade etmezdi diyeceksin de bir anlık bir hatada Pelin ölebilirdi. Her ne kadar