Oysa hiçbir zaman ortaya çıkmayacak bir enerjinin yere de, zamana da uygun olmaksızın uyandırılması mahvedici bir etki yapmadan geçemez. En azından benim üzerimde korkunç bir etki yapmıştı bu müzik;
Çin'de müzik devlet işidir. Öyle olmalıdır zaten. İsteyen herkesin başka birini ya da başka bir sürü insanı hipnotize etmesine, daha sonra da bu insanlara istediğini yapmasına izin verilebilir mi? Hele de bu hipnotizmacı karşınıza çıkan ahlaksız adamın biriyse.
Bu korkunç silah her önüne gelenin elinde var. Buyurun işte şu Kreutzer Sonat'ı, birinci prestoyu alın.
Beethoven'in Kreutzer Sonat'ını çalıyorlardı.
(...)
Ah!.. Korkunçtur bu sonat. Özellikle de bu bölümü. Müzik zaten genel olarak korkunçtur. Nedir o öyle? Anlamıyorum. Müzik nedir? Müzik ne yapar? Ve yaptığı şeyi neden yapar? Müziğin ruhu yüceltmek suretiyle etki ettiğini söylerler, saçma, yanlış! Müzik insanı etkiler, hem de korkunç şekilde etkiler, kendimden biliyorum, ama asla ruhu yücelterek değil. Müzik, insanın ruhunu yücelterek ya da alçaltarak değil, sinirini bozarak etkiler. Size nasıl anlatayım? Müzik kendimi, gerçek durumumu unutturur bana, beni başka, benim olmayan bir duruma taşır: Müziğin etkisiyle hissetmediğim bir şeyi hissedebilirmişim, anlamadığım bir şeyi anlayabilirmişim, yapamadığım bir şeyi yapabilirmişim gibi gelir bana.