İhsan Oktay Anar’ın bütün kitaplarını okumuş biri olarak elbette kolay bir dil beklemiyordum ama bu kadar yorulacağımı da tahmin etmemiştim. Hikaye güzel olmasına karşın o kadar çok denizcilikle ilgili terim var ki anlamlarını bilmediğim için okurken bir türlü hikayeye odaklanamadım. Her bir sayfayı birkaç kez okuma zorunda kaldım. Kitapları yarım bırakmaktan hiç hoşlanmadığım için -aslında belki de yazara duyduğum saygıdan- zor olsada bitirdim. Yinede uzun süre sonra yazarı okumak beni mutlu etti.
Konusu zaten her yerde yazdığı için buna değinmeye gerek yok:) Yazarı seviyorsanız alın okuyun
Çok uzun zamandır bir kitap için inceleme yazmamıştım ama bu kitap bir kaç cümleyi hak ediyor bence. Zülfü Livaneli’nin çocuk kitapları da dahil bütün kitaplarını okudum, bütün röportajlarını dinledim, izledim. Yani hayat görüşü hakkında bir fikrim var ve o fikirler doğrultusunda bir kitap okuyacağımı düşündüm. Yanılmışım… Kitap tarihi notlar doğrultusunda yazılmış, asla yanlı değil, dümdüz saf bir eleştiri kitabı. Sürgün padişahın iyi mi yoksa gerçekten bir kızıl sultan mı olduğuna okuduktan sonra siz karar veriyorsunuz. Bu anlamda benzer başka eserlerden ayrılıyor diyebilirim. Kitapta geçen bazı olayların benzerlerinin günümüzde hala yaşanması, bazı karakterlerin hala var olduğunu bilmek biraz can sıkıcı sadece.
Neden böyle oluyor acaba sürekli? Bu kadar övülen kitapları okuduğumda genellikle hayal kırıklığına uğruyorum bu kitapta da değişmedi. Konu aslında inanılmaz ilginç ve güzel ama olmamış. Gerçekten her sayfayı 3-5 kere okumanız gerekiyor. Çok fazla karakter var kim kimdi asla akılda kalmıyor. Bölümler çok kopuk ben neredeyim, hangi yıldayız şimdi, ne oldu diyoruz her bölümün başında. Kitaptan spoiler vermek istemiyorum ama ben okurken çok keyif almadım açıkçası. Beğenenler de çok saygı duyarım ama benim için bir hayal kırıklığıydı.
Kitap gerçekten çok iyi ama yılın kitabı mı? Tartışılır. Daha iyi kitaplar okudum mu? Evet.
Kitabın konusu pişmanlıklarımız, acabalarımız,"Böyle olsaydı nasıl olurdu? " sorusu. Okurken çokca dalıp kendi hayatınızı düşünüyorsunuz. Yapmak isteyipte yapamadıklarınız, gitmek isteyipte gidemediğiniz yerler, söylemek isteyipte söyleyemedikleriniz, bunu böyle yapsaydım nasıl olurdu sorunsalı... Hep hep hep beyninizi kemiriyor. Bu açıdan bakınca evet etkileyici. Edebi olarak çok fazla bir şey beklememek gerek tabi ama yazarı beğendim. Çok uzatmadan ve kafa karıştırmadan böyle bir kitap yazmış.
Benim için kesinlikle yılın kitabı değil ama aklımda kalacak olan kitaplardan. Okunması gerekir.
Çoğu satırı dehşetle okuduğum bir kitap. Bağnazlık bütün dinlerde, bütün toplumlarda var bu kitap bunun en güzel kanıtı. Sanırım uzun süre bu hayatın etkisinden kurtulamayacağım :(