Sürekli okumak isteyip bir türlü başlayamadığım Sinekli Bakkal’ı sonunda bitirdim.
Roman, II. Abdülhamid döneminin İstanbul’unda, sokakları dar, evleri içe dönük, hayatı temkinli bir mahallede geçiyor. Bu atmosferin tam ortasında Rabia var: sessiz ama dağılmayan, sabit bir merkez. Karşısında ise bilgili ama köksüz bir arayış insanı olarak Peregrini. Biri savrulmaz, diğeri dönüşür.
Bence romanın hâlâ güncel kalmasının nedeni şu:
Ne muhafazakâr bir savunma metni ne de batıcı bir manifesto.
İki uç arasında, ahlaki bir denge arayan bir merkez roman.