Tam pes etmek üzere olduğum bir
gecede, gerçek hayatta ve kafamın içinde verdiğim savaşı zor da olsa kazandım. O gecenin sabahına ben çıktım ama içimdeki kimseyi sağ bırakmadım..
Tu buyî dengê Zerdeşt
Kawayê Medyayî
Tu buyî resmê Manî
Baxçe yê ronahiyê
Tu buyî dengê Îsa
Çarmixa romayê
Dengê Hesen û Hüseyn
Di nav Kerbelayê
Tu buyî deng û rengê
Jiyan û azadiyê
Gel orkestra te bû
Serhildan awaze
Zilan rengê te bû
Bihar û Newroze
Mazlum dengê te bû
Agît rext û saze
Zilan çelengtir bû
Li ser monalîze
Tu buyî deng û rengê
Jiyan û azadiyê.
“Yüreğim acı çekmekten korkuyor,” dedi bir gece Simyacı’ya, aysız gökyüzüne bakarlarken.
“Yüreğine, acı korkusunun, acının kendisinden de kötü bir şey olduğunu söyle.
Düşlerinin peşinde olduğu sürece hiçbir yürek kesinlikle acı çekmez.
Çünkü araştırmanın her anı, Tanrı ve Sonsuzluk ile karşılaşma anıdır.” Evrenin Ruhu, bir düşü gerçekleştirmeden önce yol boyunca öğrenilen her şeye değer biçer. Bize karşı kötü duygular beslediği için böyle davranmaz; düşümüzü gerçekleştirmemizin yanı sıra ona doğru ilerlerken aldığımız dersleri de iyice öğrenmemizi ister.
Ama insanların çoğu işte bu anda vazgeçerler.
Çölün dilinde biz bu durumu şöyle tanımlarız: Vahanın palmiyeleri ufukta görünmüşken susuzluktan ölmek.
Simyacı
Paulo Coelho
Delikanlı kamp ateşinin yanında oturup gökyüzünü seyrederken,
İnsan sevince,' diye düşündü, 'nesneler daha çok anlam kazanıyor.
Simyacı, Yanındaki küçük matarayı çıkardı ve Santiago' ya uzattı.
Santiago içtiğinde şaşırdı. Tadını daha önce hiç böyle hissetmemişti. Içecek şaraptı. Çölün ortasında, böyle bir yolculukta bunu beklemiyordu.
Simyacı onun şaşkınlığını fark etti ama gülümsedi. Sonra sakin bir sesle, insanı kirleten şeyin içtiği şeyler değil, kalbinden geçen kötü düşünceler ve korkular olduğunu söyledi.
Ama şarabı şeriat yasaklamıştı. Dedi delikanlı
"Kötülük," dedi Simyacı,
"insanın ağzından giren şeyde değildir. Kötülük oradan çıkandadır." Rüzgâr kumların üzerinden geçerken Santiago sessizce içeceğini bitirdi. O an çölde, yıldızların altında, Simyacı'nın ona sadece bir içecek değil bir düşünce verdiğini hissetti.
Simyacı
Paulo Coelho