barzan tunç

barzan tunç
Bir psikoloğun not duvarı...
#EğitimdeŞiddeteHayır
Bazı kişiler bu olayların nedenini sadece “mafya dizilerinden kaynaklı” olduğuna inanıyor. Ancak bu olay sadece model alma ile açıklanamaz. Mafya dizileri ya da şiddet içerikli dizi/filmler uzun yıllardır var. Ancak bu olaylar bu zamanda daha çok artmış durumda. Elbette şiddet içerikli yapımlar; cezasızlık düşüncesi, var olmak için şiddet gerektiği inancı ve şiddetin işe yaradığı fikrini besleyebilir, ama sadece bununla açıklanamaz. Bu olaylar, toplum dinamikleri, kişilik, sosyal çevre ve öğrenme süreçleri gibi birçok nedenin birleşimiyle ortaya çıkıyor. Bu olaylara gelen eleştirilerden biri de ebeveynlerin çocuk yetiştirme tarzındaki yanlış tutumlar. Bence bu eleştiri önemli bir noktaya değiniyor. Bazı ebeveynler çocuklara kural koymama yönünde bir tutum sergiliyor. En ufak bir “hayır” demenin çocukta travma yaratacağına inanıyorlar. Bundan dolayı da çocuklarını “özel” yetiştiriyorlar ve bu “özel çocuk” talepkâr ve kontrolcü olarak yetişiyor. Çünkü her şeyi kendine hak gören bir mantıkla büyüyor. “Ben özelim, istediğim her şey yerine getirilecek” düşüncesi gelişiyor. Peki gerçek dünya böyle mi? Elbette değil. Gerçek dünyada işlerin böyle yürümediğini kabullenmek zor olabilir. Bu durumu kabul etmek istemeyen çocuk; “ben bunu istedim ama bana hayır dedi, beni reddetti, bana bağırdı, bana kurallara uymamı söyledi” gibi durumlarla karşılaşınca her istediğini alamayacağı gerçeğini kabullenemeyip uygun olmayan davranışlarda bulunabilir. Sosyal beklenti ve kuralları öğrenmeden büyüyen çocuk hem kendisi için hem de toplum için tehlike arz eder. Bu yetiştirme tarzında kurallar ve kısıtlamalar olmadığı için çocuk, duygularını ve davranışlarını kontrol etmeyi öğrenemez ve dürtü kontrolünde sıkıntı yaşar. Böylece davranışlarının sonuçlarına aldırmadan hareket eder. Konu
1000Kitap
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Oysa hüzün uğramamalıydı bu topraklara Ham maddesi göz yaşı değildi Çok şey değildi istenen Sadece biraz huzurdu... Mutluluk da değildi aranan Bir parça huzur Birazcık sevgi Bir tutam gülücük Yeterdi bunlar huzur için Yeterdi bunlar bir ömür için Zamansız olmamalıydı gidişler Gidişler geri dönülmez olmamalıydı Ölüm! Zamansız olmamalıydın. Sana alışmak kolay olmuyor Göz, görmek Can, bulmak istiyor Bulamayınca seni, hüzün çöküyor havaya ele geçiriyor sokakları gam, keder... Artık kazanmak imkansız huzuru Görmeyince gözler, gönül daha çok bağlanıyormuş Ve daha çok hüzün doluyor. Ölüm! Zamansız olmamalıydın.
1000Kitap
Burası da instagrama dönüşmeye başladı...
1000Kitap
Ölüm
Bazı insanları sadece duyarız ama gerçek anlamda dinlemeyiz. Dinlediğimizi sanırız ama aslında söylediklerinin önemli olduğuna ya da önemli olabileceğine inanmayız. O yüzden de gerçek anlamda o insanı dinlemeyiz, sadece duyarız. Ancak ölüm söz konusu olunca o insanı gerçek anlamda dinleriz ve anlamaya başlarız. Kişi öldükten sonra söylediklerini dinleriz, artık sadece duymayız aynı zamanda anlarız da. Ve söylediklerine anlam yükler ve söylemlerindeki önemli şeyleri fark ederiz. Peki biz neden o kişi ölmeden önce onu dinlemeyiz? Belki de o insanın hep yanımızda olacağına inanırız, belki ölümü unutmuşuzdur. Ancak sanki bundan başka bir şeyler de varmış gibi. Çünkü bizim için önemli olmayan insanların da ölümlerinin ardından söylediklerini dinleriz ve anlamlı buluruz. Ölüm gerçekten de kulakların ve algıların açılmasını sağlar ve gerçek anlamda dinleme ve anlamayı kolaylaştırıyor.
Duygu ve Düşünce
Ağlasam sesimi duyar mısınız, Mısralarımda; Dokunabilir misiniz, Gözyaşlarıma, ellerinizle? Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel, Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu Bu derde düşmeden önce. Bir yer var, biliyorum; Her şeyi söylemek mümkün; Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum; Anlatamıyorum... Orhan Veli Kanık
Şiir