barzan tunç

barzan tunç
Bir psikoloğun not duvarı...
Beğenmedim
Puan vermedi·164 syf.··
2026 8. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Nisan 2026 14:14
İlk defa bu yazarı okuyorum. Kitabı öven çok sayıda inceleme gördüm. Açıkçası bu övgülere katılamıyorum. Evet özgün bir tarzı, akıcı bir dili var, eleştirdiği konular var ve bu konularda haklı da. Ancak kitabın çok güzel yazıldığını düşünmüyorum ve derinlik bulabildiğim bir kitap da değil. Elbette her okur farklı bir şekilde etkilenir, beğenen olur beğenmeyen de olur ancak bana hitap eden bir kitap olmadı. Beğenmediğim için de detaylara girip uzatmak da istemiyorum.
1000Kitap
Tuhaf Bir KadınLeyla Erbil · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20252,869 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Etiketlemelerimiz, kaygıdan kaçmak için sığındığımız yargılardır.
Puan vermedi·72 syf.··
2026 7. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 14 Nisan 2026 14:48
Kanadalı hekim William Osler, “Hastalığı değil, hastayı tedavi edin.”yaklaşımını benimser. Altıncı Koğuş adlı eserde bu yaklaşımın ne kadar gerekli olduğu fikrini gördüm. İnsanlar, toplum, kurumlar; birey ve hastalık arasındaki sınıra dikkat etmiyor ve insanı yaşadığı psikolojik sıkıntılarla özdeşleştiriyor. Yani aslında bireye, insan olarak değil de hasta olarak ya da eserde bahsedildiği şekli ile “deli” olarak bakılıyor. Yani insanları etiketliyor ve o etiketin dışına çıkılamıyor. Eserde, İvan Dmitriç altıncı koğuşta yatan ve psikolojik bir hastalıktan muzdarip bir birey. Kendisi ile sohbet eden doktoru toplum etiketliyor ve “hasta” olarak niteliyor. Toplum herhangi bir psikolojik hastalığı olan birey ile sohbet etmenin olanaksızlığına inanıyor ve bunu “anormal” olarak etiketliyor. Ancak doktor, İvan Dmitriç adlı bireyi hastalığından ayırıyor ve bir birey olarak görüyor, sohbet ediyor. Toplum için bu “bilinmezlik” kaygı verici bir durum olarak nitelendiriliyor ve “bilinmezliği” “bilinir” kılıp kaygısını yok etmek için en kolay yol olan etiketleme yolunu seçiyor ve doktoru da “deli” olarak etiketliyor. Buradan şunu da anlıyoruz ki hastalık bazen biyolojik değil toplumsal bir yargıdır. Eseri daha ayrıntı bir şekilde inceleyebiliriz çünkü satır araları gerçekten zengin. Ancak ben bununla sınırlı kalmak istiyorum ve gerçekten önerebileceğim bir kitap olduğunu belirtmek istiyorum.
Alıntı
Altıncı KoğuşAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202687,4bin okunma
Puan vermedi·80 syf.··
2025 17. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 28 Temmuz 2025 14:16
Yazar, duygusal ilişkilere, aşka evrimsel bir bakış açısıyla yaklaşmış. Duyguların, türün devamlılığına hizmet ettiğini ancak insanların bunun farkında olmadığını ifade ediyor. Yazarın iddiası şu: Bizler her ne kadar kendimiz için seçimler yaptığımıza inansak da aslında temelde türün devamlılığı için seçimler yaparız. Partner seçimlerinde dikkat ettiğimiz şeylerin (geniş omuz, dar kalçalar, cesaret gibi) türün devamlılığı ile ilgili olduğunu iddia eder. Evrimsel açıdan baktığımız zaman anlamlı geliyor. Farklı bir bakış açısı edinmek isteyenler için önerebileceğim bir kitap. Yazarın düşüncelerine katılıp katılmamanız önemli değil ancak farklı bir bakış açısı için okunması gerekiyor diye düşünüyorum.
Alıntı
Aşkın MetafiziğiArthur Schopenhauer · Yapı Kredi Yayınları · 201916,8bin okunma
Puan vermedi·517 syf.··
2025 12. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2025 13:39
Kitabı okuduktan sonra hayatın anlamı nedir diye sordum kendime tekrardan. Hayatta amaçlarımız elbette var ve var olmaya devam edecektir. Ancak ya tüm amaçlarımıza ulaşırsak? Elbette kahramanımız Martin Eden tüm amaçlarına ulaşmadı ancak belki de amaçların anlamsızlığını fark etti. Tanımadığı ve bilmediği şeylerin, ortamların, insanların onları tanıdıktan sonra tahmin ettiği gibi değerli ve anlamlı olmadıklarını fark etti. Zihnimizde idealize ettiğimiz şeylerin gerçek değerini fark ettikten sonra nasıl hayal kırıklığı yaşamayalım... Kitabı okurken hayatın anlamsızlığı üzerine kafa yormaya başlıyor insan. Kahramanımız, hayatında büyük başarılar elde ediyor, hayal ettiği şeylere ulaşıyor. Ancak bunlar onu tahmin ettiği gibi tatmin etmiyor. Bunun ne anlam ifade ettiğini bilmiyorum. Belki de hayatta amaçlarımızın yanında bizi hayata bağlayacak anlamlarımızın da olması gerektiğini hatırlatıyordur bize. Ancak kahramanın ne istediğini tam olarak anladığımı söyleyemem. İnsanların kendisini, kendisi olduğu için değil de şöhret için, para için sevdiğinden yakınıyordu ancak kendisini, kendisi olduğu için seven insanlara karşı da bir mesafe hissetti. Burjuva hayatının tahmin ettiği gibi olmadığını ve o sınıfın insanlarının kendilerini sergiledikleri gibi bilgili, kültürlü olmadıklarını fark ettiğini ve bundan yakındığını görüyoruz kitap boyunca. Bununla beraber aradığı şeyi - bilgiyi, kültürü vb- alt sınıf olarak nitelendirdiği sınıfta buldu. Ancak o da tatmin etmedi ki istemesine rağmen ikinci defa o ortama girmedi. Belki de Frida Kahlo’nun “Bir gün her şey yoluna girerse, umarım hala hevesim ve isteğim kalmış olur.” sözü kahramanımızın durumunu açıklar. Fakat belki de kahramanımızın derin bir depresyon durumu mevcuttur ve bunu tedavi etmesi gerekiyordur. Kitap gerçekten çok
Alıntı
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,4bin okunma
Hepimizde biraz Oblomovluk yok mu?
Puan vermedi·622 syf.··
2025 11. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2025 12:43
Herkesin kendisinden bir şeyler bulacağı bir kitap. Okuması zevkli olan akıcı bir kitap. Dili, olay örgüsü gerçekten başarılı. Daha ilk sayfadan itibaren kitabın dalgalarına kapılıp bilinmez deryalara çekiliyorsunuz. Kitabı okurken her bir karakterin kişiliğine bürünüyor ve onun en mahrem sırlarına vakıf oluyorsunuz. Kitabı övmeye çalışsam muhtemelen sayfalarca yazarım o yüzden kitabın akıcı olduğunu, karakterlerin iyi anlatıldığı, olay örgüsünün çok başarılı verildiğini söyleyerek bitirmek istiyorum. Ancak Oblomovluk hakkında birkaç şey söylemek istiyorum. Zannımca insanların çoğunda biraz oblomovluk var. Hele ki günümüzde bunun çok fazla arttığını, çevremizdeki insanların çoğunun oblomov olduğunu ya da oblomovluk hayaliyle yanıp tutuştuğuna inanıyorum. Bu iddialı bir söylem belki ama böyle olduğunu düşünüyorum. Ancak asıl merak ettiğim şey oblomovluk nasıl oluşur? Kitabı okurken ailenin bireyi yetiştiriş tarzının etkili olduğunu gördüm. Gerçekten de kendisine hiçbir sorumluluk verilmemiş, tüm işlerinin başkaları tarafından yapılmış bir çocuğun ileride oblomov olma ihtimali çok yüksek. Ancak sadece bundan dolayı mıdır? Sanırım buna gönül rahatlığıyla evet diyemeyeceğim. Zira hayatı derinlemesine sorgulayıp hayatı anlamsız bulan ve bundan dolayı oblomov olan insanlar da mevcut. Zira Oblomov adlı karakterimizde buna benzer kırıntılar da mevcut. Kitapta dikkatimi çeken noktalardan biri karakterimizin “ne zaman yaşayacağım ben?” diye sormasıdır. Bunun anlamı insandan insan değişir. Kimi hayatın anlamının haz olduğuna inanır, kimi çalışmak olduğunu kimi de sevgi olduğuna. Peki hayatın anlamı sorusuna verilen cevaba göre mi hayatı oblomov olarak yaşarız ya da yaşamayız? Oblomovluk bilinçli bir tercih mi gerçekten? Ya da bu soruları geçelim ve Oblomov karakterimizin sorduğu
Edebiyat & Roman
Oblomovİvan Gonçarov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202150bin okunma