…diyor Kemal canım nişanlım dediği Sibel ve arkadaşlarıyla gittiği piknikte elini kesip de bunu bahane ederek arabaya atlayıp gitmek için can attığı sevgilisi Füsun ile buluştuğu Merhamet apartmanına acaba sevgilisi gelmiş midir diye bakmaya giderken vicdanını temize çekmeye çalışırcasına…
Orhan Pamuk’un kitaplarına karşı bir ön yargım olmadı ama kitaplarını okurken de böyle canı gönülden bir his yaşamadım hiç bunun sebebi siyasi eğilimi ya da Nobel ödülünü almasındaki etkenlerin arka planı da değildi… Sadece okurken hazır olmadığım hissi… İnsan ön yargılı olmamalı nihayetinde, nitelikli bir okur olma gibi bir kaygımız varsa hele hiç olmamalı… İnsanların ne söylediğine değil nasıl söylediğine bakmanın daha doğru olacağını diye düşündüğüm için sanırım..
Yine bu kaygıyla elime aldığım bu kitap en azından ben de bu duvarı yıktı artık..
Aşk, takıntı, saplantı, masumiyet,modernlik,yobazlık,mücadele, din, bayağılık,pişmanlık vs anahtar kelimeler…
Nişanlıyken, zamansız bir aşkın pençesine düşmüş bir adamın dramı, hayatı aslında çok güzel olacakken kendi elleriyle darmadağın nasıl edilirin en güzel örneği… Orhan Kemal aşk hakkında düşüncelerini kaleme almış ama en güzel aşk romanı diyemeyeceğim… Kitabın adı da çok manidar ve ironik seçilmiş benim nezdimde Masumiyet: İsmet, saflık ve temizlik manasına geliyor hakikatte ama ben kitabı okurken masum olan tek şeyin eşyalar olduğuna kanaat getirdim çünkü eşyaların da bir ruhu olduğu düşüncesinde hemfikiriz yazarla ya da Kemal’le… Nişanlı bir adamla ilişki yaşamasına müsade eden daha doğrusu yaptığı her şeye göz yuman anneden tutun nişanlı olan bir adamın kendinden yaşça küçük bir kıza aşık olması, evli olan kızı için evine sekiz yıl girip çıkmasına müsaade eden bir baba, eş…
Toplumsal açıdan bizim örf, adet, gelenek,