Aşkın gerçek alevini tanımamıştı. Aşk konusundaki tüm bilgisi tümüyle kuramsaldı ve aşkı bir yaz akşamı kadar serin, durgun suyun yüzündeki küçük dalgalar kadar yumuşak bir şey olarak düşünüyordu. Ona göre aşk, yumuşak bir duygu; çiçek kokan, loş ve sessiz bir ortamda sevdiği kişiye hizmet etmek demekti. Aşkın bir yanardağ gibi patlayıp, geriye ateşiyle kavurup kuruttuğu küllerden oluşan kıraç döküntüler bırakabileceği aklının ucundan bile geçmemişti.
Sonuçta bizi 9 ile 5 arasında mutlu eden şey ne kadar para kazandığımız değil. İşimizin bizi tatmin edip etmediği.
Çok çalışmak, ancak hiçbir anlam taşımadığında bir hapis cezasıdır.