Sen benim sarhoşluğumsun
ne ayıldım
ne ayılabilirim
ne ayılmak isterim
başım ağır
dizlerim parçalanmış
üstüm başım çamur içinde
yanıp sönen ışığına düşe kalka giderim.
Yüz yıl oldu yüzünü görmeyeli,
belini sarmayalı,
gözünün içinde durmayalı,
aklının aydınlığına sorular sormayalı,
dokunmayalı sıcaklığına karnının
Yüz yıldır bekliyor beni
bir şehirde bir kadın.
Aynı daldaydık, aynı daldaydık.
Aynı daldan düşüp ayrıldık.
Aramızda yüz yıllık zaman,
yol yüz yıllık.
Yüz yıldır alacakaranlıkta
koşuyorum ardından.
Ak bir karanfil gibi çatlayıp da çekirdek
atom bahçelerine yürüyünce aydınlık,
yalnız meraklıları değil, bütün insanlık
şiirin aynasında kendini seyredecek.
Yalin anlatimiyla bir çırpıda bitirdiğim kitaplardan birisi daha... İki arkadaşın, daha kolay ve rahat yasam surebilmeleri için sadece küçük bir toprağa ihtiyaç duyarak zorlu şartlarda çalışıp para biriktirmeye cabalarken birbirlerine kol kanat gererek hayallerini gerceklestirecekleri günü beklerken hiç de istemedikleri bir noktaya geldiklerini anlatan bir eser. Dostluğun önemi vurgulanirken sonunun böyle biteceğini tahmin etmek güç...