Şair 'aşk' diyor; sen ona 'dünya' diyeceksin, 'yaşam' diyeceksin. Bizim yurdumuzda bir köylü de tıpkı Etlik'teki o ağaç gibidir. Eline bir kitap ver, seyreyle ondan sonra șenliği! Ama ağaç kitap okursa, yani bozkırda ahlat ağacı kitap okursa, bu dürzüler onları dibinden keser. Sizin Olimpos Dağı'ndaki gibi en, en yukarda, her zaman karanlıkçılar vardır. Onlar halkın uyanmasından korkar. Uyanırsa, yönetemeyiz sanırlar. Doğrudur; yönetemezler. Çünkü halk uyanırsa, kendi kendini yönetir. Bu nedenle Halkevleri'ni kapattı herifler.
İşin içine bir araç olarak dini de kattılar. Halkın karanlıkta kalmasını isteyenler, araç olarak dini her zaman, her işe kattılar. Öğrenciler Allah'a inanmıyor örneğin. Beş yıl okuyor, bir tek gün din dersi görmüyorlar dediler. Ama hiç demediler ki, Köy Enstitüleri'nden yetişen öğretmenler ağaların tekerine taş
koyuyor Adnan Menderes, enstitüleri kapattı; halkın sesi çıkmadı.
Bizim halkımız çok yüzyıl öncelerinden beri uyur. Çok kötü biçimde afyonlanmış gibi uyur. Üfürükle tükürükle sersem
tavuğa çevirmişlerdir onu. Bizim halkın durumunda olup da, uyanmak çok zordur örneğin! Ben böyle düşünüyorum.
Adalet nedir? Yasalarda yazılı olan mı, yoksa toplumun fiilen geçerli sayıp uyduğu mu? Yoksa her seyin hakça yürüdüğü koșullarda, yasalarda yazılı olup olmadığına bakılmaksızın geçerli sayılması ve uyulması gereken şey midir adalet?