“En çok neyi seviyorum, biliyor musun, birlikte kahvaltı edeceğimiz düşüncesini. Sen karşımda, bana kahve
koyuyorsun. Ne garip! Bunca yıldır tanışıyoruz, bir kez olsun birlikte kahvaltı etmedik”
Gordon söylene söylene yürüyordu. “Bugün yaşadığımız hayat! Hayat değil bu, kokuşmuşluk, hayat içinde ölüm. Şu uğursuz evlere bak ve içinde yaşayan anlamsız insanlara bak! Bazen hepimizin birer ceset olduğunu düşünüyorum. Kokuşmakta olan cesetler.”