Samet Ö.

Samet Ö.
Kişinin doğum tarihi pek önemli değil aslında, dünyaya gözlerini açmak daha önemli
Yoksulluk Kültürü
Yüzyıllarca ülkenin geri kalmış bölgelerinde, kırsal alanlarda yaşayan insanların büyük kentlerin kenar mahallelerine yerleştikten sonra yarına ait beklentilerini yitirmeleri, gün bulup gün yemeleri, sık sık iş değiştirmeleri, aşağı seviyede ücretle geçinmeleri, yaygın fiziksel şiddete başvurmaları, ev eşyalarını sık sık rehin vermeleri,toplu hâlde yaşamaları, evlerde yiyecek stokları bulunmaması, istikrarsız aile yapıları ve düşük eğitim seviyeleri nedeniyle yoksulluktan farklı olarak bir Yoksulluk Kültürü'nün içine sürüklenirler. Bu nedenle bir toplumda yoksulluğu yenmek kolaydır; fakat yoksulluk kültürünü yenmek son derece güçtür. Yoksulluk kültürü gerçek anlamda standart kültürden bir sapmadır. Bu nedenle ancak kuşaklar arası tutum ve davranış biçimlerinin olumlu bir tarzda şartlanması sonucu telafi edilebilir.
Sayfa 437
Kitap Alıntısı
Reklam
Kurucu Kültür & Ulus - Devlet
Cumhuriyet döneminde bu ikili yapı, toplumsal bir entegrasyona yönelmek suretiyle, ulus-devlet modelini gündeme getirecektir. Artık, Osmanlı'nın çok kültürlülük düzenine dayalı modeli sürüp gidemezdi. Çünkü Osmanlı 500 yıl sürdürdüğü bu yapılaşmanın kurbanı olmuş, kurucu kültürü dışlamıştır. Ancak Rönesans ve reform hareketleri ile batıda uyanan Ulus devlet girişimleri sonucu, balkanlarda merkeze karşı bağımsızlık girişimleri başlamış, özgürlük savaşları verilmiştir... Benzeri olaylar, Orta doğu'da da gündeme gelmiş, Mısır ve Arabistan'da merkeze karşı ayaklanmalar baş göstermiştir. Cumhuriyet, artık bu çok kültürlülük yapılaşmasına dönemezdi. Bu nedenle, sosyolojik anlamda kurucu kültür konumunda bulunan Türk milletinin temsilciliğinde millet inşasına gidilmiştir. Türk Tarih Cemiyeti ve Türk Dil Cemiyeti gibi bilimsel kurumlar, yüzyıllarca dışlanmış Türklük gerçeğini gündeme getirerek Ulus devlet projesinin temellerini atmıştır. Böylece dil, kültür ve tarih bilinci ortak payda olmak üzere, çok kültürlülükten üniter devlet modeline geçirmiştir. Kemalist sistemin bu yönelişi, Ulus devlet inşaatının sosyolojik niteliğini göstermesi açısından önemli bir varoluş felsefesinin izlerini taşır. Gözlendiği üzere, sistem bir nostalji değildir, tamamen sosyolojik anlamda bir ulus devlet inşasıdır.
Sayfa 430
Kitap Alıntısı
Toplumsal Çürüme
Hedonizmin dünyası, aslında modanın, fotoğrafın, reklamın, televizyon ve pop müziğinin dünyasıdır. Bu pop kültürünün ikonografisi, aslında kapitalist hayat tarzından kaynaklanıyor. Ev eşyaları, sinema, hamburger ve Coca Cola, yiyecek ve giyecekler, Amerikan kapitalizminde işin Protestan kutsiyetine kök salmış ve ahlaki mükafat sistemine dayalı gelenekli yasallığını yitirmiş olmasının sonucudur. Bu sistem, artık yerini madde ve lüksü vadeden hedonizme terk etmiştir. Ülkemizde, son yıllarda gözlenen yeraltı dünyası olayları, babalar ve çeteler egemenliği, kara paranın aklanması türü girişimler, bankacılık olayları, Titan tipi ahlakın kokuşması ve hedonizmin bir fetiş haline getirilmesi doruklara ulaşan rüşvet ve suistimaller, cinayetler toplumsal çürümenin en tipik kanıtlarıdır.
Sayfa 427
Kitap Alıntısı
Küreselleşme Ne Değildir?
Küreselleşme, milli değer ve kültürlerin yok olduğu, yerini evrensel sistemlerin aldığı bir yapılaşma değildir. Deyim yerindeyse Batı ile batıda buluşmaktır.
Sayfa 427
Kitap Alıntısı
Kültürel Mozaik Sorunsalı
"Bir imparatorluk sonrası devlet olan Türkiye hala kendi kimliğini yeniden tanımlama süreci içinde bulunmakta ve üç yöne çekilmektedir: Modernistler onun bir Avrupa devleti olmasını arzu ediyorlar ve bu nedenle Batı'ya bakıyorlar; İslamcılar Ortadoğu yönüne ve bir Müslüman topluluğuna yönelip güneye bakıyorlar ve tarihsel bilinçli milliyetçiler ise Hazar Denizi havzası ve Orta Asya'nın Türk Cumhuriyetleri halklarının üzerinde bölgesel olarak egemen bir Türkiye için yeni bir misyon görüyorlar ve doğuya bakıyorlar."
Sayfa 425
Kitap Alıntısı
Reklam