Atatürk dönemi Türk masonluğunun, 33. derecede Maşrık-ı Âzamlığı temsil eden Ord. Prof. Dr. Mim Kemal Öke bir Sabetay Sevi Yahudi'si idi. Mustafa Kemal, bu kuruluşu da milli kimliğinin bulunmayışı nedeniyle kapatan ilk ve son devlet adamımızdır.
Türk toplum dinamiklerinin döl yatağını aslında, Osmanlı'nın merkezi yabancı soylulara terk etmesi ve halkını da köylü, reaya konumuna getirerek çevreye itmesidir. Önceki bölümde gözlemlediğimiz üzere, Alevi-Bektaşilerin dışlanması, yönetici sınıfın giderek kozmopolitleşmesi bu zihniyetin bir sonucudur.
Sanıldığı gibi, Alevi kültünün yeteneksiz, bilgisiz ve eğitimsiz dini liderlerden yoksun kalması Yavuz Selim'in Alevi ilim adamlarını katletmesinden kaynaklanmamaktadır. Aksine, Erdebir ocağının son bulmasının bir ürünüdür.
Alman Orient Institute Başkanı Udo Steinbach, İstanbul temsilcisi Karin Vorhoff, Ebenhaussen Bilim ve Politika Vakfı Türkiye Masası Şefi Heinz Kramer ve daha birçokları Türk toplum yapısında geleceğe yönelik çatışmaların teorisyenleri arasında yer alırlar. Bunlar, Kemalist modelinin artık aşındığı görüşü yanında, Kürt ve Türk Alevi farklılığı ve Türkiye'deki Alevi-Sünni çatışması projelerine de destek vermektedirler. Böylece, Alevi grupları tıpkı Ermeniler ve Museviler gibi Türkiye'nin üçüncü dini azınlığı konumuna getirmek istemekte, etnik ve dini yani kültürel, politik, ekonomik ve sosyal anlamda ülkemiz parçalı parçalı gösterilerek, üniter devlet yapısına karşı çıkılmaktadır.