Çıkış yılı olarak küresel çapta pandemiyi yaşadığımız 2020 yılına rastlaması kitabın ödül almasında büyük bir etken olduğunu düşünüyorum. İnsana umudu aşılamaya çalışan, birçok seçeneğe rağmen umudun dönüp dolaşıp yine sizde olduğunu anlatmaya çalışan bir kitap. Kurgu olarak ilk başta sıradışı gelse de okudukça romanın sonunu tahmin etmek zor olmuyor. Roman yaşamla ölüm arasındaki arafta kalan Nora'nın çoklu evrenlerde yapacağı farklı seçimlere göre yaşayabileceği hayatları deneyimlemesini konu alıyor. Bu haliyle her bir deneyimlediği hayat bize birer hikaye gibi geldiği için okuması keyifli oluyor. Anlatım dili oldukça basit ve günümüz terminolojisine oldukça yer veriyor. Bu haliyle edebi tarafı yok denecek niteliktedir. Kendinizi onarmaya ihtiyacınız varsa belki bu kitap size iyi gelebilir. (Şu detay hoşuma gitti: Nora deneyimlediği hayatlarında mutlu olup olmadığını tespit etmede en etkili kriteri antidepresan kullanıp kullanmadığını kontrol etmesidir. Ünlü olması, zengin olması, olimpiyat şampiyonu olması onun için gözardı edilebilir oluyor.)
Görseller üzerinden yazılandan daha fazlasını hayal kurmaya olanak tanıyan çocuklar için ufuk açıcı bir eser. Hikayeyi okuyan yetişkin görseller üzerinden daha fazlasını anlatabilir, detaylandırabilir.
TV Dizisini izlediyseniz pek bi fark yok elbette. Okumanın tadını bilenler için bu geçerli değil tabii ki. Diziden farklı bilgi barındırmasa da diziyi de izlemiş birisi olarak okumaktan keyif aldığımı söyleyebilirim. Hikayeye uzayla başlasa da tekrardan gezegenimize dönüp canlılığın başladığı ilk dönemden başlayıp insanın ortaya çıkışını ve devamını da konu alıyor. Uzay için anlatılan her şey oldukça ilgi çekici ve baş döndürücü. Evrenin bilinmezliği ve bizim bu bilinmezlikte ne kadar az bildiğimiz gerçeği usumuzun algısını zorluyor. İnsanlık tarihini anlatırken birkaç dönüm noktası çok ilgimi çekti. Birincisi İspanyolların Tenochtitlan'ı yakıp yıkıp Aztek İmparatorluğu gibi gelişmiş medeniyete (sırf atları olmadığı ve silah teknolojisine önem vermedikleri için) son vermeleridir. İkincisi de Büyük İskenderiye Kütüphanesi'nin yakılmasıdır ki yazar bu sebeple insanlık tarihinin 1000 yıl geriye düştüğünü anlatır. Bunlar İnsanlık Tarihinin kara lekeleridir. Bunlar yaşanmasaydı belki de teknolojik veya kültürel olarak çok daha farklı yerlerde olabilirdik. İnsanlık tarihinin ne kadar kırılgan olduğunu anlamamızı kolaylaştırmıştır. Hayatın değerini anlatan bir kitap olma özelliği taşır.
Eğer bir insanın sizinle aynı fikri paylaşmadığını fark ederseniz, aldırmayın, bırakınız bu gezegende yaşamaya devam etsin. Unutmayın, 100 milyar galaksiyi gezip de tek bir insan bile bulamayabiliriz.