Samet Ö.

Samet Ö.
Kişinin doğum tarihi pek önemli değil aslında, dünyaya gözlerini açmak daha önemli
Din & Kültür
Müslüman ülkelerde dinin değil, kültüre sinmiş dinsel unsurların daha egemen olduğunu ve değiştirilemez olanın da bu kültür olduğunu görmek gerekir. Dinin direnç unsurları ile kültürün değişim ve dönüşümüne karşı direnç unsurları karşılaştırıldığında kültürel olanın daha baskın olduğu görülür.
Sayfa 229 - İlahiyat Profesörü Dr. Şaban Ali Düzgün ile yapılan söyleşiden alıntı
Din
Reklam
İmam Hatip Ortaokulu Projesi
Bu etki bugün de devam etmektedir; liselerin veya ortaokulların İmam-Hatiplere dönüştürülmesinin arkasında Gazalicilil vardır denebilir.
Sayfa 223 - İlahiyat Profesörü Dr. Mehmet Baytar ile yapılan söyleşiden alıntı
Din
İbn Rüşd
İbn Rüşd'ün görüşlerinin İslam dünyasında egemen olmamasının en önemli faktörü, akla yapmış olduğu vurgudur. Zira aklı kullanmak, birçok gelişmenin ve durumun değerlendirilmesi sonucunu verir. Siyasi otoriteler de icraatlarının değerlendirilmesinden hoşlanmazlar. Nitekim benzer bir durum, İmam Mâtüridi için de geçerlidir. Siyasi yönetimler, kendilerine kayıtsız şartsız itaat eden kitlelerin oluşmasını isterler. Bu amaçla da dini kullanabilirler. İbn Rüşd'ün düşünce yapısında akıl, öncü faktör olması nedeniyle siyasi yapılar bundan hoşlanmamışlardır. İbni Rüşd-Gazali mücadelesinde ise Gazali'nin izleyicilerinin İbn Rüşd'e haksızlık yaptığı veya onu anlamadığı tezi isabetli görünmektedir. Dönemin siyasi yönetimleri Gazali tarafını destekleyince, İbn Rüşd gereken itibari görememiştir.
Sayfa 208 - İlahiyat Profesörü Dr. Ramazan Biçer ile yapılan söyleşiden alıntı
Din
Gazali Ve İki Farklı Eseri
Gazali'nin önemli eserleri, kendisi entelektüel bir birikime sahip olmasına rağmen, halka yönelik yazılmıştır. Bu da Müslüman toplumlarda kabul görmüş olması nedeniyle eserlerini okuyan kitleler, akla karşı bir tavır almıştır. Bu ise felsefeye yönelik bir tepki biçiminde sonuç vermiştir. Nitekim Gazali'nin ünlü İhya adlı eserinde akla başvurmayı gereksiz görürken, ilim yolcuları için kaleme aldığı el-Mustasfâ adlı çalışmasında aklı, karşı konulmaz bir hakem olarak değerlendirmiştir. Halka yönelik eseri büyük ilgi gördüğü için, oradaki akıl karşıtı fikirleri daha çok benimsenmişti. Nitekim İhya'daki kadere teslimiyet ile ilgili görüşleri belirli dönemlerde siyasi otoriteler tarafından, icraatlarına karşı tavır alınmaması yönünde kullanılmıştır. Halkın Gazali'ye olan ilgisini fark eden siyasi yönetimler, kendi lehlerine gelen ifade ve ibareleri kullanarak, kendilerine ait destek oluşturmuşlardır. Ancak ilginçtir ki Gazalin aklı kullanma karşıtı görüşlerini içeren İhya eseri akla yer verdiği ve aklı yücelttiği gerekçesiyle, Endülüs Kurtubası'nın meydanında halkın gözü önünde yakılmıştır.
Sayfa 208 - İlahiyat Profesörü Dr. Ramazan Biçer ile yapılan söyleşiden alıntı
Din
Aydınlanmada İslam'ın Başarısızlığının Nedenleri
Malum olduğu üzere egemen İslam inancına göre Kur'an, kelamullah yani Tanrı sözüdür. Oysa Mu'tezile'ye ve bazı İslam filozoflarına göre ise Kuran mahluktur. Bu durumda Kuran söz/kelam olarak Hz. Muhammed'e aittir. Kur'an'ın tanrısallık yönü sadece mana ve mefhum itibarıyladır. Lakin bu düşünce egemen inanç tarafından çok sert tepkiyle karşılandı. Öyle ki bu görüş, Kur'an'ın Hz. Muhammed kaynaklı olduğunu ileri sürmekle itham edildi. İslam düşünce tarihinde Mu'tezile egemen olsaydı ve Kur'an'ın mahluk olduğu fikri ağır bassaydı buradan Kur'an'ın pek çok hükmünün tarihselliği/dönemselliği düşüncesi güç kazanacaktı. Böylece İslam fıkhındaki durağanlık ve dogmatik içerik değişken kılınacaktı. Bu ise tıkanıklığı aşmada büyük bir rol oynayacaktı. İslam toplumlarının en büyük sorunu Kur'an'ın her bir sözünün, her bir hükmünün zaman ve mekan üstü olduğuna dair olan katı inanıştır. Bu inanış kırılmadığı sürece İslam düşüncesinin aklı önceleyecek tarzda yükselmesi imkansızdır. Nitekim bu inanış aşılamadığı içindir ki kimi İslam ülkelerinde (Türkiye ve Tunus örneği) Jakoben bir anlayışla başlatılan laikleşme ve sekülerleşme devinimleri dine karşı bir mahiyete bürünmek zorunda kaldı. Din, yalnızca yanlış ve ritüel zemininde tutulmaya çalışılarak modernleşmenin önünden çekilmek istendi. Oysa temel sorun Kur'an'ın mahiyeti hususundaki katı inanışın aşılamazlığında düğümlenmişti.
Sayfa 203 - İlahiyatçı Cemil Kılıç'la yapılan söyleşiden alıntı
Din
Reklam