“Yalnızlık her zaman size dair bir durum değildir, bazen de sissiz olma halidir. Ve sadece kendinizi bir yabancı gibi hissedebiliyorsanız mümkündür bu. Bulunduğunuz mekân, kişiliğiniz, aynaya bakıp asla bilmediğiniz, tanımadığınız birisiyle karşılaşmak. Arzularınızın, duygularınızın geçmişte, havada asılı kaldığı, kaybolmaya yüz tutmuş, yaşadığınıza dair kuşku duyduğunuz, sıkıcı anılar. Bilincinizin teyidini gerektirmeyen, benliğinizle senli benli olmadığınız bir durum. Gerçek yalnızlık sadece kendinizden vazgeçtiğinizde ve sesinizden hiçbir iz kalmadığında mümkündür. Kendi kendinize yabancı olduğunuzda.”
"Sezgileri körelmiş insanlar, sadece kendi adımlarının derdinde, ulaşmak istedikleri hedefe gitme gayretiyle yanı başlarında olup biten onca şeyi görmeden, hiçbir şeyi görmeden, kör gibi, akılsız gibi, kötü gibi sadece kendilerini düşünerek, ilerliyorlar. Yoksa geriliyorlar mı?"
"Kurtların büyüttüğü kızları evcilleştirebilirsiniz; ama kitapların büyüttüğü bir kız, etini cendereye sıkıştırsanız dahi bu dünyaya uyum sağlamayacaktır."
"Her yerde bas bas birey bencilliğinin ne kadar kötü bir şey olduğu bağrılıyor. Sizin de bildiğiniz gibi, aile bencilliği, toplum bencilliği, birey bencilliğinden çok daha kötü. Örgütlü kötülüğün en küçük birimine 'aile' denir. Toplum, kötülük mekanizmasını tek elden her bireye uygulayabilmek çok daha kolay olsun diye aile kurumunu kurmuş, normlarını ona yerleştirmiştir. 'Aile, kız çocuğunun ruhunu yok etmek için kurulmuştur,' diyen arkadaşımız, ne kadar da haklı! Asıl zararlı olan bunlar olduğu halde aile bencilliğini, toplum bencilliğini öve öve bitiremeyen bir dünyada yaşıyoruz..."