Ama benim bir tesellim var. Siz rahat uyumuşsunuz, gerçi hala biraz “tuhaflık” var gibi, dün yine bir “şaşkınlık” yaşamış gibisiniz ama yine de huzurlu uyumuşsunuz. Şimdi geceleri uyku benim yanımdan geçip gittiğinde nereye gittiğini bileceğim ve kabulleneceğim. Böyle olmasa da direnmek aptallık zaten, çünkü uyku ne denli masumsa, uykusuz insan o denli suçlu bir varlıktır.
Ben zaman zaman erkeklerin daha fazla acı çektiğini veya eğer bu açıdan görmek isterseniz, daha az direnme gücüne sahip olduklarını gördüm. Kadınlarsa her zaman suçsuz yere acı çekiyor, hem de “ellerinden bir şey gelmediği için” değil, gerçek anlamda acı çekiyorlar ve bu belki yine de “ellerinden bir şey gelmeyişinden” kaynaklanıyor. Ayrıca bu konularda kafa yormak da yararsız. Bu sanki cehennemdeki kazanlardan sadece bir tanesini parçalamaya çalışmak gibi; birincisi bu mümkün değil, olsa bile siz içinden fışkıracak en kızgın ateşle yanarken cehennem bütün ihtişamıyla varlığını sürdürür. Meseleye başka bir taraftan yaklaşmak gerekiyor.
“Dertlenmemin sebebi, zamanımı alacak olması, oysa benim zamana ihtiyacım var, bin kere fazla zamana, mümkünse tüm zamanlara ihtiyacım var, senin için, seni düşünmek için, sende nefes almak için.”
Franz Kafka