Michael Ende’nin 1973 yılında kaleme aldığı Momo, görünüşte fantastik bir çocuk masalı çatısına sahip olsa da, derinliklerinde endüstrileşmiş ve kapitalistleşmiş modern toplum düzenine, insanın nesneleşmesine ve yabancılaşmasına yöneltilmiş en güçlü sosyal realizm eleştirilerinden biridir. Romanın temel omurgasını oluşturan "Zaman Tasarrufu Şirketi" ve onların gri takım elbiseli, kül renkli, insanlardan çaldıkları zamanın küllerinden yapılmış sigaraları tüttüren sinsi temsilcileri Duman Adamlar; aslında verimlilik, rasyonellik, sürekli üretim ve körü körüne tüketim çılgınlığı üzerine kurulmuş modern ekonomik sistemin kusursuz birer alegorisidir. İnsanları daha çok zenginleşmek, daha prestijli hayatlar yaşamak ve "faydasız" görülen sanatı, dostluğu, sevgiyi, dinlenmeyi, hatta yaşlı anne-babaları ziyaret etmeyi hayatlarından çıkararak zaman biriktirmeye ikna eden bu hırsızlar, insanlığın trajedisini başlatır; çünkü zaman, tasarruf edildikçe çoğalan bir meta değil, tam tersine mekanikleştikçe insanın içini kurutan, onu yalnızlaştıran ve mutsuzlaştıran soyut bir hapishaneye dönüşür.
Bu grileşen ve tek tipleşen dünyaya karşı tek direniş odağı, bir amfitiyatro yıkıntısında tek başına yaşayan, mülkiyetsiz, hırslardan arınmış ve en büyük erdemi karşısındakini "gerçek bir dikkat ve derinlikle dinlemek" olan küçük kız çocuğu Momo'dur. Momo’nun varlığı, modern insanın uzun süredir unuttuğu aktif dinleme, sessizliği paylaşma ve karşısındaki insanın ruhuna ayna tutma yeteneğinin insanlığı iyileştirici gücünü simgelerken, onun en yakın dostları üzerinden toplumsal tabakaların ve insan tiplerinin dönüşümü incelenir. İşini her adımına, her nefesine ve süpürgesinin her vuruşuna odaklanarak, geleceğin kaygısından arınmış bir bilge gibi yapan Çöpçü Beppo "an'ı yaşamanın" ve emeğin