Gönlümce yaşıyor, ne istersem yapıyordum, kısacası çiçekleniyordum. İnsanın bir bitki olmadığı, uzun süre böyle çiçeklerini dökmeden yaşayamayacağı da aklıma bile gelmiyordu.
Bir ara ona, ''Çağımız insanının, hepimizin çatlakları var biraz," gibisinden bir laf etmiştim.
"Kendini kırmaya değmez hiçbir şey," dedi,
"Hem ya tamamen parçalayacak ya da hiç ilişmeyeceksin kendine..."
Zaten en manasız kımıldanışlarında bile küçük unutmalardan sonra dönülmüş hissini bırakan bir hâli vardı. Sanki o anda yaptığı ve söylediği şeylerden başka kendi içinde, daha mühim, hayatını daha derinden kavrayan bir düşüncenin peşindeymiş, çok ayrı ve yalnız kendine mahsus bir başka zamanı yaşıyormuş gibiydi.
Öyle yıkma kendini
Öyle mahzun, öyle garip...
Nerede olursan ol,
İçerde, dışarda, derste, sırada,
Yürü üstüne - üstüne,
Tükür yüzüne celladın,
Fırsatçının, fesatçının, hayının...
Dayan kitap ile,
Dayan iş ile.
Tırnak ile, diş ile,
Umut ile, sevda ile, düş ile.
Dayan rüsva etme beni.