…Kamarasında uyudum. Hiçbir şey değişmedi. İsterdim yeni bir insan olarak inmeyi o tekneden. Değişmeyi, iyi biri olmayı, hissetmeyi, sevmeyi. Hepsini isterdim. Ama istemenin yetmediğini çok erken anladım. Hiçbir şeyin yetmediğini! Dünyayla mesafeli bir dostluk kurmak zorunda kaldım. Çünkü kuşkulandım bana verdiği hediyelerden. Her şeyden! Kendimi kaybettim. Buldum. Umut adındaki teknede bir hafta kaldım. Ne dövmelerim silindi, ne de zihnim ölmekten vazgeçti…
Başımın ağrıması devam ediyordu. Sanki kafamın arkasına, ensemin biraz üstüne iki demir parçası yerleştirilmiş gibiydi. Hem ağırlıklarını, hem de verdikleri sert acıyı hissedebiliyordum. Ve o an aklıma geldi, ağrımın düşünmekten kaynaklanabileceği.