Belki arkadaşlar da gelir, çelenk getirirler ama bir tabutun üzerindeki çiçekler neye yarar? Arkadaşlarım beni teselli edecek, birtakım sözler söyleyecekler, sözler, sözler; peki ama bunların bana ne faydası olacak? Biliyorum ki sonra yine yalnız olacağım. Ve insanların arasında yalnız olmaktan daha korkunç bir şey yok.
Gözlerim kapanır kapanmaz karşımda sisli bir dünya belirdi. Kendi yarattığım ve düşüncelerime hayallerime uygun bir dünya. Herhalde uyanıkkenki dünyamdan çok daha gerçek, daha doğal bir dünya. Sanki düşünce ve hayallerim için bir engel, bir bağ kalmıyor, o zaman ve mekan baskısı kalkıyordu.
Ben eski ben değildim; çağırsaydım getirseydim de konuşsaydım onunla, duymaz anlamazdı beni. Yüzü eskiden tanıdığım bir adamın yüzü olurdu da benim yüzüm olmazdı, benim bir parçam bile olamazdı.
Sizden benimle konuşmanızı rica ediyorum, çünkü kendi suskunluğumda boğulmak üzereyim... Beni dinlemeye hazırsınız... Tamam... Ama bu çok kolay ki... Peki ya sizden beni tutup küpeşteden denize atmanızı rica etsem... O zaman iyilikseverliğiniz, yardımseverliğiniz o noktada biter. Bir yerde bitmek zorunda... Evet sorumluluğunda bir sınırı var... İnsanın artık daha fazlasını yapamadığı bir yer...