Kitabın dili ve akışı insanı yormayan bir şekilde okuyucusunu içine alıyor. Bu durum bazılarına basit gelebilir ama konu bakımından hissiyat olarak yaşattığı duygular bu “basitliğin” önüne geçiyor.
Felsefi olarak yaşamak aslında eylemlerimizin duygularımızın ya da kaygılarımızın hayata geçmiş halidir. Kitabın içinde yaşamak eylemini her açıdan görebiliyorsunuz. Zenginlik, fakirlik, hastalık, değişen rejimler ya da insanların hayatlarımızı ne düzeyde etkileyebileceğini, sonuçların neler getirebileceğini elbette yaşamadan bilemeyiz. Bu durumda süregelen hayata ayak uydurmak ve benliğimizi ona göre şekillendirmek mecburiyetindeyiz. Kitapta da görebildiğimiz üzere bu bazen bize acı verse de bazen de buna alışmanın acılarımızı hafiflettiğini ve yeni benlik oluşturmamıza imkan sağladığını gözler önüne seriyor.
Uzun süre etkisinden çıkamayacağınız bir kitap, okurken yanınızda peçete bulundurun zira göz yaşlarınıza hakim olamayabilirsiniz