Zenginlerin, boğazına, zevkine düşkün insanların, kumarbazların bu dünyasından ne kadar nefret etmiştim. Bu korkunç dünyada, o kadar uzun zaman kaldığım için kendime ne kadar kin beslemiştim. Nasıl kendimden nefret etmiş, kendimi yağmalamış, zehirlemiş, kendime işkence etmiş, kendimi yaşlı ve kötü yürekli bir biri haline getirmiştim!
Oysa bazı insanların küçük çocukların ki kadardır akli, öyleyken böyle bir sığınak vardır kendilerinde. İnsanların büyük çoğunluğu Kamala, düşen bir yaprak gibidir, kapılıp gider rüzgarın önüne, havada süzülür, dönüp durur, sağa sola yalpalar vurarak iner yere. Pek az kişide vardır, yıldızlara benzer, belli bir yörüngede ilerler durur, hiçbir rüzgar varamaz yanlarına, kendi yasalarını ve izleyecekleri yolu kendi içlerinde taşırlarlar.