“Aylardır küçük bir tenekede Asinaz’ın dünyaya gelmesini bekliyordu elma fidanı.’Yağmurda doğsa çok ağlardı,susturamazdık,gözü yaşlı bir kız olurdu.’demişti büyükannesi.Büyük savurgan vakti doğmuş olması daha mı iyiydi onu da bilemiyorlardı ya,rüzgarlı havada dünyaya gelenler eser akıllı olurdu çünkü.Düşünceleri ,hayalleri,sürekli uçuşur,kafaları gönülleri durulmazdı.”
“Dostoyevski’nin tüm zamanlar içindeki hakiki kardeşi Rembrandt’tır.Her ikisi de meşakkatli,yoksul,hor görülen,dünyadan dolanmış bir hayattan gelmişler ve paranın köleleri tarafından kırbaçlanacak insan varoluşunun derin,en derin uçurumuna atılmışlardır.Her ikisi de karşıtlıkların yaratıcı anlamını,karanlıkla ışık arasındaki edebi çatışmayı bilirler ve hiçbir güzelliğin ruhun,varoluşun aleladeliğinden kazanılmış kutsallığından daha derin olmadığını bilirler.”